Salâtü’l Hâfile Siğası

“Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’n-nebiyyi’l-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî küllema zekerake’zzâkirûn ve ğafele an zikrike’l-gâfilûn ”

Her gece yatmadan önce yüz defa okunması, buna on gece devam edilmesi, abdestli ve sağ yanı üzerine uzanılması tavsiye edilir.. Çünkü bu bilgi Nebhânî’nin Saâdetü’t-dâreyn adlı eserinden alınmıştır.
islam
Devamını Oku »

SALÂVAT-I ŞİFÂ

اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَ دَوَائِهَا وَ عَافِيَةِ اْلاَبْدَان وَ شِفَائِهَا وَ نُورِاْلاَبْصَارِ وَ ضِيَائِهَا وَ عَلَى آلِهِ وَ صَحْبِهِ وَ سَلِّمْ
“Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin tıbbe’l-kulûbi ve devâihâ ve âfiyetil-ebdâni ve şifâihâ ve nûrü’l-ebsâri ve ziyâihâ ve alâ âlihî ve sahbini ve sellim
islam
Devamını Oku »

YEMEK YERKEN OKUNACAK SALÂVAT

اَللّهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ  وَ طَيِّبْ اَرْزَقْنَا وَ حَسِّنْ اَخْلاَقَنَا
“Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin tayyib erzaknâ ve hassin ahlâkânâ
islam
Devamını Oku »

SALAVÂT-I EBEDİYYE

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّد في الأَوَّلِينَ وَالآخِرِينَ وَفِي الْمَلأِ الأَعْلَى إِلَى يَوْمِ الْدِّينِ.
ِAllâhümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin fil’evvelîne vel’âhirine ve filmele’il’aîâ ilâ yevmiddîn
islam
Devamını Oku »

AYETEL KÜRSİDEN SONRA OKUNACAK SALAVAT

“Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmi’llek” 

Peygamber efendimizin manevi terbiyesine girmek
Bu salavata devam edene zahiri batini maddi manevi ilimler verilir, ledün ilmi açılır. Manevi yönden ALLAH a yaklaşır.
Peygamberimizi rüyada görebilmek ve birçok faziletli salavatı şerife
Ayetel kürsiden sonra okunacak salavatı şerif, şefaate nail olabilmek...Salatı tefriciyeden alınmış bir salavattır.Şeyh Muhammed Hakkî Efendi en-Nâzillî hazretleri, “Hazînetü'l-Esrâr”
Cübbeli Ahmet Hoca


Devamını Oku »

REBÎULÂHİR AYI FAZİLETLİ NAMAZ


Her kim bu namazı ömründe bir kere bile kılsa özel bir manevi hal hasıl olur, manevi yönden gözü açılır, manevi latifeleri hissetmeye başlar ve 70000 yıllık ibadet sevabı alır.

14 rekatlık namaz.

Cübbeli Ahmet Hoca
Devamını Oku »

Hz. Zülkifl Hakkında Ayet ve Hadisler

Kur ’ân ’da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: “İsmâil, İdris ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. Onları rahmetimize soktuk. şüphesiz onlar salih olanlardandı” (el-Enbiyâ, 21/85, 86).

Taberî ’de yer alan bir rivayete göre Zülkifl (a.s) Şam ’da otururdu. Oradaki halkı Allah ’a inanmaya, O ’na ibadet etmeye ve dürüst bir şekilde yaşamaya çağırdı ve orada vefât etti (et-Taberî, Tarih, Mısır 1326, I, 167).

Âyette geçen “Zülkifl” adi değil lâkabıdır ve “nasib ve kısmet sahibi” anlamına gelir. Fakat burada dünyevî zenginliği değil, onun üstün kişiliğini ve âhiretteki derecesini kastetmek için kullanılmıştır. Onun gerçek adı hakkında çok farklı rivayetler vardır. Yahudiler O ’nun, israiloğullarının esâreti sırasında peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur ırmağı yakınlarında bir bölgede yapan Hereksel olduğunu iddia etmişlerdir. Âlimlerin bir kısmı da onun Eyyub (a.s) ’in kendisinden sonra peygamber olan Bişr adındaki oğlu olduğunu söylemişlerdir. Fakat bu görüşlerin hiç biri kesinlik derecesine sahip değildir.
Zülkifl (a.s) ’in peygamber olmadığı söyleyenler olmuşsa da, âlimlerin ekseriyetine göre peygamberdir ve makbul olan görüş de budur (el-Kurtubî, el-Cami ’li Ahkâmi ’l-Kur ’ân, Kahire 1967, XI, 327 vd.; el-Alusî, Ruhu ’l-Meânî, Beyrut t.y., XVII, 82; el-Mevdudî, Tefhimu ’l-Kur ’ân, İstanbul 1991, III, 327).

Allahü teâlânın İsrâiloğullarına gönderdiği peygamberlerden Elyesâ aleyhisselâmın eceli gelip vefâtı yaklaşınca; Allahü teâlâ, rûhunu kabz edeceğini vahiyle bildirdi ve ”Mülkünü, İsrâiloğullarından gece sabaha kadar ibâdet eden, namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükm edecek birine ver.” buyurdu. Bu peygamber, kendisine verilen emri İsrâiloğulları’na bildirdi. Aralarından bir genç kalkıp: ”Bu işe ben kefil olurum, üzerime alırım.” dedi. Peygamber, o gence; ”Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var, sen otur.” dedi. Sonra ikinci defâ aynı teklifi yaptı. O genç, yine ”Kefil olurum.” dedi. Üçünce defâ aynı teklif tekrarlanınca cevap veren, yine o genç oldu. Bunun üzerine Elyesâ aleyhisselâm, onun yerine halife bıraktı. Bu genç, Bişr idi. Bu sebeple o gence “Zülkifl” lakâbı verildi.

Tirmizî’nin İbn Ömer’den naklettiği bir hadise göre, Benî İsrail’de Kifl adını taşıyan günahkâr bir genç vardı. Bu genç, para karşılığında bir kadınla birlikte olmak istemiş,
bu esnada kadının titreyip ağlamaya başladığını görünce bunun sebebini sormuş,
kadının, o ana kadar hiç yapmadığı bu kötü işi, son derece muhtaç bir duruma
düştüğü için yapmak zorunda kaldı­ğını söylemesi üzerine, onunla birlikte
olmaktan vazgeçmiş ve ihtiyacını karşılaması için para verip onu serbest
bırakmıştır. Sonra da, artık ebediyen Allah’a isyan etmeyeceğine, zina veya başka
bir günah işlemeyeceğine yemin etmiştir. Bu genç, bu tevbesinin ardından aynı
gece ölmüştür. Söylendiğine göre, öl­düğü günün sabahı, onun kapısının önünde
“Allah, Kifl’in bütün günahlarım bağışlamıştır” yazılı bir mektup
bulunmuştur.
(Tirmizî, Kıyamet, 48.)

 Anla­şıldığı gibi bu hadiste, tanıtılan şahsın Kur’ân-ı Kerim’de adı geçen Zülkifl olduğuna dâir herhangi bir işaret yoktur. Tirmizî’nin rivayetinde Kifl adıyla tanıtılan bu
genç, kısas-ı enbi­yâ ve tarih kitaplarında Zülkifl olarak geçmekte, âyetteki
Zülkifl hakkında nakledilen görüşler arasında zikredilmektedir. (
Sa’lebî, 262; İbn Kesir, el-Bidûye. I, 226.) 

 Bu iki ismin birbirine karıştırılmasını hata olarak değerlendiren İbnül-Cevzî,
önceden günahkâr olup tevbe ettiği gün Ölen bir gencin, davet ve sabırda
sınanmadığı için peygamberliğini düşünmenin yanlış olacağını söyler.

(Tefsir, V, 380.)


islam
Devamını Oku »

Cehennemde Azap Gören Kadınlar


Bir gün Müminlerin emiri Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu:

“Biz Fatıma’yla birlikte Hz. Peygamber (s.a.a)’in yanına vardığımızda Hazretin şiddetle ağladığını gördük. Bunun üzerine arzettim ki: “Annem ve babam size feda olsun! Neden ağlıyorsunuz?”


Buyurdular ki:
“Ya Ali! Beni miraca götürdüklerinde, ümmetimin kadınlarından bir grup kimseyi şiddetli azap içerisinde gördüm. İşte onların şiddetli azaplarını hatırladığımdan dolayı ağladım.

Saçıyla asılan bir kadın gördüm ki, sıcağın şiddetinden beyni kaynıyordu.

Diliyle asılan bir kadın gördüm ki, cehennemin yakıcı suyundan onun boğazına döküyorlardı.

Yine memelerinden asılan bir kadın gördüm.

Yine ateşten olan tandırda ayaklarından asılan bir kadın gördüm.

Yine bedeninin etini yiyen bir kadın gördüm ki, ateş onun ayağının altından alevleniyordu.

Yine elleri ayaklarına bağlanan bir kadın gördüm ki, yılan ve akrepler ona saldırıyorlardı.

Yine ateşten olan bir tabutta kör, sağır ve dilsiz olan bir kadın gördüm ki, beyni burnundan dışarı çıkıyordu ve bedeni ise cüzam ve abraşlı olduğundan parçalamıştı.

Yine ateşten olan makaslarla, bedeninin eti önden ve arkadan kesilen bir kadın gördüm.

Yine yüzü ve elleri yakılan bir kadın gördüm ki, bağırsaklarını yiyordu.

Yine başı domuz başı, gövdesi ise eşek gövdesi olan bir kadın gördüm ki, binlerce azaba tabi tutulmuştu.

Yine köpek şeklinde olan bir kadın gördüm ki, ateş onun altından girip ağzından çıkıyordu; azap melekleriyse ateşten olan kamçılarla onun başına ve bedenine vuruyorlardı.”

Hz. Fatıma (a.s) arzetti ki: “Babacığım! Bu kadınlar dünyada ne yapmıştılar ki Allah-u Teâla onları böyle azaplara tabi tutmuştu?”

Resulullah (s.a.a) buyurdu ki:

“Saçıyla asılan kadına gelince; o kadın saçını erkeklerden gizlemiyordu.

Diliyle asılan kadına gelince; o kadın kocasını incitiyordu.

Memelerinden asılan kadına gelince; o kadın kocasının yatağından kaçınıyordu.

Ateşten olan tandırda ayaklarından asılan kadına gelince; o kadın kocasının izni olmaksızın evinden dışarı çıkıyordu.

Bedeninin etini yiyen kadına gelince; o kadın bedenini halk için süslüyordu.

Elleri ayaklarına bağlanan, yılan ve akreplerin kendisine saldırdığı kadına gelince; o kadın necis elbiseyle abdest alıyordu; cenâbet ve hayız guslü yapmaz, temizliğe riayet etmez ve namazı önemsemezdi.

Ateşten olan bir tabutta kör, sağır ve dilsiz olan kadına gelince; o kadın zina yoluyla çocuk doğurup onu kocasına mal ediyordu.

Bedeninin eti ateşten olan makaslarla, önden ve arkadan kesilen kadına gelince; o kadın kendisini erkeklere sunuyordu.

Yüzü ve elleri yakılan ve bağırsaklarını yiyen kadına gelince; o kadın, yakınlarını başkalarına satan namussuz (fahişe simsarı) idi.

Başı domuz başı, gövdesi ise eşek gövdesi olan kadına gelince; o kadın söz taşıyan ve yalancı idi.

Köpek şeklinde olan ve ateşin, altından girip ağzından çıktığı kadına gelince; o kadın makyaj yapan (veya şarkı söyleyen), bağırarak ağlayan ve herkesi kıskanan idi.”

Daha sonra şöyle buyurdular: “Kocasını öfkelendiren kadına yazıklar olsun; kocası kendisinden razı olan kadına da ne mutlu!”[1]

[1] - Bihar’ul- Envar, c. 8, s. 309
Devamını Oku »

BABASINA SÖVEN KÜFREDEN

Babasına küfreden :
Ölüm sekeratında (komada) vücudu su toplar ya da irinli kanlı ve zor bi şekilde ölür.
Öldükten sonra mezarına pis su dolar.
Başkasına köpeklik ederek hayat sürdürür
Cinlerin değil şeytanların oyuncağı olur.
Şeytanlar peşini brakmaz...
Çocuklarından hiç hayır görmez .
Küfür derecesine göre belkide çocukları tarafından ya öldürülür yada dövülür.
Melekler ona sürekli lanet eder.
Parasından hayır göremez para ve mal mülk biriktiremez , tam biriktirdim deken birden elinden çıkar gider
Faiz belasından asla kurtulamaz.
Tefeci ve faizcilerin elinde helak olur .
Belkide kimsenin bilmedi bir yerde özellikle denizde ölür
Bağırsak hastalıklarından çok zor kurtulur hatta ondan bile ölebilir
Duaları kabul olmaz
Ter kokusu her zaman pis kokar ve ilaçla tedavi olmaaz
(bunların hepsi aynı anda olmayabilir)
Devamını Oku »

Allah Allah Dedikçe Havaya Sıçrayan Kuş

Devamını Oku »

ZENGİNLİĞE-BOLLUĞA NEDEN VE SEBEP OLAN HALLER

1. Fakirlere sadaka vermek.
2. Herkese tatlı söz söylemek.
3. Bütün halka güler yüz göstermek.
4. Seher vakti uyanmak.
5. Evi ve kapının önünü süpürmek,
6. Kapları temiz tutmak.
7. Beş vakit namazı (tadil-i erkaniyle) kılmak.
8. Duha namazı kılmak.
9. Gece tebareke ve en’am sûresini okumak.
10. Sabah namazını camide kılmak.
11. Fecirden güneş doğuşuna kadar dünya sözü söylememek.
12. Kadınlarla az oturmak, az konuşmak.
13. Sabahın sünnetiyle farzı arasında 100 kere: Sübhanallahi ve bi hamdihi- Sübhanallahi-l azim, demektir.

 Cebrail (a.s.) Rasûlullah (s.a.v.)’ın üzerine inerek dedi ki: ‘Ey Muhammed! Cenâb-ı Hak (c.c.) sana selâm ediyor ve buyuruyor ki; ‘Şu dağları altın etmesini ve seninle beraber bulundurmasını istiyor musun?’ Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) başını eğerek bir saat düşündü ve sonra dedi ki: “Ey Cebrail! Muhakkak dünya, evi olmayanın evidir. Malı olmayanın malıdır. Aklı olmayan dünya için derliyor.” Bu sevap karşısında Cebrail (a.s.) ‘Ya Muhammed! Allah (c.c.) seni sabit ile kıldı, yani korudu.”  buyurdu.

Rasûlullah (s.a.v.): “Sizden herhangi bir kimse vücudunda sağlıklı, cemaati içerisinde emin olduğu ve günlük nafakası bulunduğu durumda sabahlarsa, sanki onun için dünya bütün varlıklarıyla derlenip verilmiştir.” buyurdu ve devam etti: “Cennetin alt tabakasına baktım. Gördüm ki, orada pek az zengin ve kadın vardı. Dedim ki: “Ya Rab! Bunların durumu nedir?” buyurdular: “Kadınlara gelince, onlara iki kırmızı ‘altın ve ipekli’ zarar verdi. Zenginler ise, mal hesabının uzunluğu ile meşgul oldular.” [1] buyurdular.

Cenâb-ı Hak (c.c.), Musa (a.s.)’a vahiy buyurmuşlardır. “Ya Musa! Fakirleri gördüğün vakit, onların hayır dualarını iste!  Hastaları ziyaret et! Ve fakirlerin elbiselerini temizle!”


Bu vahiy üzerine Musa (a.s.), her ayın yedi gününü fakirlere ayırıp, onları arar-bulur, üst ve başlarına bakar ve hastaları ziyaret edip, onların ihtiyaçlarını gidermeğe çalışırmış. Acaba ders olarak bu bize yetmez mi?

Rasûlullah (s.a.v.) “Eğer bana kavuşmak istersen, fakirler gibi yaşaman gerekir. Sakın ha! Zenginlerle oturma! Elbiseni yamalamadan çıkarıp atma!” buyurmuşlardır.

Ebud Derda (r.a.) şöyle der: ‘Kendisine dünyalık bolca verildiğinde, kişi sevinçten dört köşe olur. Halbuki, gece ve gündüz, ömrünü yıkmak için birbirini takip ederler de bunun için hiç üzülmez. Böyle hayat yaşayan hiçbir kimse yoktur ki, aslında noksanlık olmasın! Yazıklar olsun Ademoğluna ki, çoğalan malı, ona hiçbir fayda sağlamaz. Halbuki, gün geçtikçe ömrü noksanlaşır.’


Hz. Lokman (a.s.) oğluna şöyle öğütte bulundu: ‘Ey oğlum! Fakirliktense, helal kazanç ile zengin ol! Zira fakir olan bir kimseye üç felaket isabet eder:

1. Dininde azlık belirir, yani dini zayıflar
2. Mürüvveti gider.
3. Aklında zafiyet belirir. Bu üç felaketten daha şiddetlisi ise, halkın kendisiyle alay etmesidir.’


Hz. Ali (r.a.) bir hutbesinde şöyle buyurdular:  ‘Muhakkak ki, halkın üzerine bir ısırıcı zaman gelecektir. Zengin elindeki serveti ısıracaktır. Nitekim Cenâb-ı Hak (c.c.) ayet-i celilesinde: “Aranızda faziletle davranmayı ve birbirinize iyi muamele etmeyi de unutmayın!” [2]

Abdullah Bin Abbas (r.a.) diyor ki: ‘Peygamberlere tabi olanlar, zengin ve kibirli kimseler değil, fakirler ve yoksullar olmuştur.’

Bişr (r.a.) şöyle der: ‘İbadet eden zenginin misali, mezbelelik üzerindeki bahçenin misalidir. İbadet eden fakirin misali ise, güzel bir kadının boynundaki gerdanlığının misalidir.’

Hz. Ali (r.a.) diyor ki: ‘Muhakkak ki, Cenâb-ı Hakk’ın fakirlikten ötürü bir takım azapları ve yine fakirlikten ötürü bir takım sevapları vardır. Bunun için, fakirlik sevabı kazandırıcı olduğu zaman, onun alametlerinden birisi, onunla ahlâkını güzelleştirmek, Allah (c.c.)’a itaat etmek, halinden şikâyet etmemek ve kulluğundan dolayı teşekkür etmektir.’

 Bir kişi İbrahim Edhem’e (k.s.) onbin dirhem getirdi. İbrahim Edhem kabul etmedi. Kişi ısrar etti, İbrahim ona: ‘Sen ister misin ki, onbin dirhemle ismimi fakirlerin defterinden sildirteyim. Hiçbir zaman kabul etmem!’ dedi.

 Mehmed Zahid Koktu (r.a.) şöyle diyor: ‘Biz, malı, parası, pulu olmayana fakir deriz. Yok, öyle değil: Fakir o insandır ki, dışı süslü, ama içi harap, yani imandan yoksun, amel-i salihlerden yoksun, içi harap olan; asıl fakir işte bu adamdır…’

 Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular: “Zenginlik ancak gönül zenginliği, yoksulluk da gönül yoksulluğudur. İslâm hidayeti ile şereflenip, yiyeceği yetecek miktardan fazla olmayan ve buna kanaat eden kimseye müjdeler olsun. Bir iki lokma veya bir iki hurmanın kapıdan çevirdiği kimse miskin değildir. Asıl miskin, zengin olmadığı halde durumu bilinemediğinden, kendisine sadaka verilmeyen ve kendisi de halktan istemeyen kimsedir.” [3]

 Bütün bu açıklamalar ışığında Müslüman Rabb’inin kendisine emanet olarak verdiği zenginliği yine kendi rızası doğrultusunda değerlendirmelidir. Gavsu'1-azam Abdülkadir Geylanî (k.s.), gerçek zenginliği ne güzel tarif ediyor. Buyuruyor ki:

‘Zenginlik, Allah (c.c.)’ın sevgisine bağlanmak ve bu sevgi ile bütünleşmektir. Fakirlik ise, Allah Teâlâ'dan uzaklaşmak ve kendini O’ndan başka varlıklarla zengin saymaktır.

Zengin; Allah Teâlâ'ya yakın olmak suretiyle kalbi zafer kazanandır.

Fakir ise; Allah Teâlâ ile kalbî yakınlık sağlayamayan ve bu zaferden yoksun kalandır.

Kim bu zenginliği arzu ederse, dünya sevgisini de, ahiret sevgisini de, dünyadaki ve ahirettekilerin sevgisini de, özetle Allah (c.c.)’tan başka her şeyin sevgisini kalbinden çıkarsın. Eşyayı teker teker kalbinden atsın. Orada sadece ve yalnız Allah Teâlâ’ya yer bıraksın!

Şu elinizdeki küçük dünya nimetlerine bağlanıp kalmayınız. Allah Teâlâ size onları, sadece yolculuk esnasında azıklar olarak yarattı. Dolayısıyla Allah (c.c.) yolundaki yolculuğunuzda onlardan faydalanınız. Fakat hiç bir zaman onları amaç olarak görmeyiniz. Onlar amaç değildir. Yolculuk sırasında kullanılacak araçlardan ibarettir. Allah Teâlâ size dünya nimetlerini, O'na giden yolda ziyafetler vermeniz ve onlarla Allah (c.c.) yolunda kullanmanız için ihsan buyurmuştur. İlmi de onunla amel etmeniz ve ışığı ile doğru yolu bulmanız için vermiştir.’

 [1] Müslim, Cennet, 2; Tirmizî, Cennet, 2.

[2] Bakara sûresi, 2/237.

[3] Tirmizî, Kıyamet, 31; İbnu Mace, Zühd, 2.
islam


Devamını Oku »

FAKİRLİĞE NEDEN OLAN HALLER VE SEBEPLER

Rasûlullah (s.a.v.), “İnsana fakirlik (yoksulluk) aşağıdaki sebeplerden dolayı gelmektedir:

1. Dinin yasaklarını yapmak.
2. Halka yalan söylemek.
3. Sabah vakti uyumak
4. Günde 8 saatten fazla uyumak.
5. Çıplak uyumak ve o şekilde küçük abdest yapmak.
6. Bilerek ekmek ufaklarını dökmek.
7. Cünüp iken, ağzını çalkalamadan yemek yemek.
8. Gece vakti evi süpürmek.
9. Süprüntüyü evin bir köşesinde yığmak.
10. Yaşlıların önünde yürümek.
11. Anne ve babayı adlarıyla çağırmak suretiyle saygısızlıkta bulunmak.
12. Dişlerini çör çöple karıştırmak.
13. Ellerini toprak veya çamurla temizlemek.
14. Kapının eşiği üzerinde oturmayı adet etmek, 15. Tuvalette abdest almak.
16. Kendi üzerinde elbiseyi giymek,
17. Örümcek yuvalarını evde bırakmak.
18. Namazları kılmada gevşek davranmak.
19. Hiçbir sebep yokken her sabah erken çarşıya gitmek ve çok geç eve dönmek.
20. Dilencilerden ekmek parçalarını satın almak.
21. Gece yemek kablarının ağzını açık bırakmak.
22. Ana babaya ve hocalarına dua yapmayı devamlı unutmak,
23. Fakiri azarlayıp boş çevirmek.
24. Cimrilik yapıp malzemeyi az harcamak.
25. İsraf edip haddinden fazla harcamak.
26. Ayakta bevletmek (su dökmek).
27. Soğan ve sarımsak kabuklarını ateşe atmak
28. Çanağı ve çömleği yıkamadan yemek.
29. Yüzünü eteğiyle silmek.
30. Aç iken soğan yemek.
31. Çerağı, mumu üflemek.
32. Evin idaresinde, işlerinde gevşek davranmak.
33. Sabah namazını kılınca camiden acele çıkmak.
34. Her şeyi ‘Bismillah’ demeden yapmak.
35. Şalvarını ayakta giymek”, buyurmuşlardır.


islam
Devamını Oku »

AKŞEMSEDDİN HZ.LERİNİN NASİHATLARI VE ÖĞÜTLERİ

Evlâd!
Her işe besmele ile başla, zikrin daima Hüdâ’yı hamd olsun.

Daima temiz ol. Dinine bağlan, cehennem azabından da kork.

Tembel olma; namaza önem ver, o namazın nuruyla doğruluğa devam et. Gece ve gündüz Hüdâ’ya tazarru üzere ol.

Kâr ve kazancına isyan etme. Kim kâr ve kazancına isyan ederse, o rızkını azaltmış olur.

Nimetlere şükret, belalara sabret; böyle yapan gönül aynasını nurlandırır.

Dünya neşeleri ile mağrur olma; sultanların iltifatına sevinme.

Kimseye sitem ve cefa etme; böyle yapan Hüdâ’ya dost olamaz.

Ömrün uzun olsun istersen, çok çok ihsan ve ikramda bulun.

Dilinde olanları halka yayma, gece gibi ol, sırrını ifşa etme.

Hiç kimsenin nimetine hased etme, gücün yeterse hased kapısına sed çek.

Kimseyi çekiştirip kötüleme; keendi nefsini başkalarına medheyleme.

Geçici şeylere önem verme; vaktine göre hareket et. İçinde bulunduğun hali gözet.

Verdiğini alma; tüccar gibi ol.

Nâmahreme bakma, çünkü o kişiye gaflet verir.

Başkalarını kötüleme, yalan ve iftira atma, kimsenin kalbini kırma.

Evinde örümcek bırakma.

Atanı, anne ve babanı isimleri ile çağırma.

Ekmek kırıntılarını ayak altında bırakma. Eğer düşen ekmeği alır yersen zengin olursun.

Senden üstün kişilerin önünde yürüme; onlara karşı edepli, mütevazi ve ikramlı ol.

Elbiseni başının altına koyma; sarığını oturduğun yerde sarma.

Dişinle dişini kesme, tırnağınla dişini karıştırma.

Elbiseni ayakta giyme ve üzerinde dikmekten kaçın.

Tatlı yemek zihni ve zekayı genişletir.

Bir azize sordular: “Unutkanlık nedendir?” O da cevap verdi:

Allah’a isyandan kaçının.

Tarağı ortak kullanma; yabancının tarağına el sürme.

Başkalarının misvakına da ortak olma, “Sivak” ona işarettir.

Çırayı (ateş, mum vs.) üfleyerek söndürme. Çünkü onun dumanı aklı karıştırır.

Gece ev süpürme. Cünüp iken yemek yeme çünkü bu gam verir.

Gece aynaya bakmak hatadır. Yalnız olarak bir evde yatmaktan kaçın.

Çok uyumak kazancı azaltır. Çıplak yatmak kişiyi fakir kılar.

Akıllı isen yalnız olarak sefere çıkma; bunda çok tehlike vardır.

Geceleri uyanık ol. Seher vakitleri Rabbini zikret.

Çok cima etmek, ekşi yemek, çok koku sürünmek şüphesiz ki kişiyi ihtiyarlatır.

Cânu gönülden bu tavsiyeleri tutarsan fayda görürsün. Mümkün olduğunca bunlara riâyet edin.

Söyleyeceğim söz budur. Vallâhü e’lemü bi’s-sevâb.

islam
Kaynak: Miftâhu’l-İrşâd
Devamını Oku »

RIZKI AZALTAN EKSİLTEN VE FAKİRLİĞE YOKSULLUĞA SEBEP OLAN DURUMLAR

1-Günah işlemek : Yani büyük günahlar 76 tane büyük günah vardır  bunlara insan irtikap edince insanın 40 günlük rızkı eksilir.

2- Yalan söyleme: Aslında yalan söylemekte bu 76 tane büyük günahın içine girer fakat insanlar Yalan söylemeyi artık sıradan bir şey saydığı için bunu özel olarak belirt me ihtiyacı duyulmuştur.

3- Çok uyumak: Özellikle sabah namazı vakti ve güneş doğarken uyumak. Çürkü melekler rızkı bu vakitte dağıtırlar eğer kişi uyanık  ise rızkı ayağına gelir eğer uyuyor ise rızkı yer yüzüne saçılır arada bul denir.

4- Çıplak yatmak: insanların sizi çıplak bir vaziyette görmesinden utanırsınız  peki Allahuteâla ve melekleri insanlardan daha fazla utanılmaya layık değimlidir. Hiç düşündünüzmü sağ ve solumuzda olan  kiramen katibin melekleri her an bezimle ve bizleri gözetliyor. Televizyondaki “biri bizi gözetliyor”dizisini izleyeceğinize gerçekten birinin bizleri gözetlediğini ve yaptığımız her şeyi kaydettiğini düşünmemiz gerekmezmi?

5- Ayakta işemek: Erkekler için ; Ayakta işemek  hem prostat gibi binumum hastalıklara neden verir hem Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin hadisi şerifinde  Ayakta idrar yapmanın dindeki hükmünü Hz Cabir’ den (r a): gelen bir rivayette ayakta idrar yapmayı yasakladı ” (Sünen-i Tirmizi C:1 Sh 19/20 )

6- Çıplak olarak işemek: Buda yine 40 günlük rızkın eksilmesinin sebeblerindendir çünkü işenilen yerler yani tuvaletler şeytanların ve cinlerin cirit attığı yerlerdir insanları bu vaziyette gördükleri zaman hemen musallat olurlar.

7- Cünüp iken yemek yemek: cünüpken yemek yemek aynı zamanda mekruhtur insanın temizlikten uzak olduğu için, çünkü temizlik imandandır.

8- Yaslanarak yemek yemek: Çünkü yaslanarak yemek yemek hakkında

 İbnü’I-Kayyım el-Cevzî

Zâdü’l-Meâd isimli eserinde “ittikâ” yani yaslanma kelimesinin:

1)Bağdaş kurarak oturmak,
2) Bir şeye dayanarak oturmak,
3) Sağa veya sola dayanarak oturmak manalarına geldiğini; bu oturuşlardan üçüncüsü mideye zararlı olduğu için, diğer ikisi de zalimlerin oturuşu olduğu için bu oturuşların üçünün de yasaklanmış olduğunu söylemiştir.

9- Ekmek kırıntılarını önemsemeyerek çöpe atma: sofrada dökülen ekmek kırıntıları itina ile toplanıp balkona veya pencere kenarına konarak kuşların yemesi sağlanılabilinir veya yolda caddede ekmek yemek. Yere illaki ekmek kırıntıları dökülür  arkandan gelen insanlarda onlara basarlar ve her bir düşen ekmek kırıntısı için 40 kırk günlük rızkın eksilir.

10- Soğan ve sarımsak kabuklarını ateşte yakmak: Çünkü soğan ve sarımsak kabukları cinlerin paralarıdır yani onlar için bir nimettir dolayısıyla nimet hor görülmüş olur.

11-Anne ve babayı isimiyle çağırmak:Çünkü Yahudi ve hiristiyanlar anne ve babalarına ismiyle hitap ederler Mehmet bey Ayşe hanım gibi veya bay john, madam kate gibi kafirleri taklit olduğundan dolayıda Müslümanlara yasaklanmıştır ve rızkın eksilme sebeblerinden  biri olmuştur.

12- Süpürge, kiprit, herhangibir ağaç parçası çöpüyle dişleri karıştırmak: Fakat dişler için özel imal edilmiş kürdan, misvakla karıştırmak bunun içine dahil değildir hatta Misvakla dişi misvaklamak sünneti seniyedir.

13- Alimlerin önünden yürümek: Tabiiki bu sadece İslam alimlerini kapsar çünkü alimler peygamberlerin varisleridir {Ebu Davud, İlm 1, (3641); Tirmizi, İlm 19, (2683); İbnu Mace, Mukaddime 17, (223)}

14- Ellerini çamur ile yıkamak:Çünkü insane çamurdan yaratılmıştır, hayvanlar çamurdan yaratılmıştır  yediğimiz ekmeğimiz aşımız topraktan çıkar yani topraktan yaratılmıştır  işlenip evin eşyalarını yaptığımız kapı pencere demir petrol herşey topraktan çıkar yani topraktan yaratılmıştır dolayısıyla toprağa saygısızlık olduğu için rızkı eksilten sebeblerden olmuştur.

15- Kapılarn eşiğinde oturmak: Kapıların eşşikleri cinlerin mekan tuttuğu yerlerdir onun için bir kapıdan içeri girerken yani bir eşiğin üzerinden geçerken besmele çekilir.

16- Kapının iki yanından bir tarafa yaslanmak: Geçiş yeri olduğundan dolayı.

17- İşediği yerde yani tuvalette abdest almak: Bu aynı zamanda mekruhturda.

18- Elbisesini üzerinde dikmek: Açıklamasında  tembelliğin alameti olduğu için denmiştir.

19- Tencere ve tabaklara yıkamadan bulaşık olduğu halde yemek koymak veya pişirmek: Bulaşık kaplar mikroptan arı olmaz.

20- Yüzünü elbisesine silerek kurulamak: Terini veya abdesten sonra, çünkü buda pasaklılığın alametlerendendir.

21- Aç iken soğan yemek: mideye zararlıdır, zararlı olan şeyler hastalığa sebeb olur hastalıklarda doktora gitmeye neden olur doktora gitmekte cepten paranın çıkmasına neden olur para çıkıncada boştan yere, alacağın iki ekmek parasından birini doktora vermek zorunda kalmış olursun buda rızkının eksilmesi demektir.

22- Evinde örümcek ağı bırakmak: Yine buda pisliğin alametlerindendir, Örümcek ağından kurtulmanın çaresi deve kuşu yumurtasıdır çünkü deve kuşu yumurtasının bulunduğu bölgeyi örümcek terk eder defalarca yapılıp denenmiştir.

23- Sabah namazını mescidde, camide kılınca camiden ilk olarak çıkmak :Günün ilk ibadetinden biran evvel kurtulmaya çalışma iması olduğundan dolayı.

 24- Namazlara karşı gevşk davranmak: Son vaktinde kılmak, namazı son vaktinde kılmak gecme tehlikesi ile karşı karşıya gelmek demektir namazın vaktini geçirmek ise zaten büyük günahtır.

25- Pazara erken girip geç çıkmak: Çünkü pazarlar şeytanların cirit attığı mekanlardır tabii pazarcılar yani Pazar satıcıları hariç.

26- Dilenen fakirden ekmek satın almak: Yani dilendiği parayla ekmek alıp satan kimseden ekmek satın almak ama normal bir yoksuldan alışveriş yapmak ona bir destek olduğu için tasvip edilir.

27- Ana ve babaya beddua etmek: Ana ve babaya kötü duada bulunmak.

28- Kapkacağı açık bırakmak: Çünkü yılın bilinmeyen herhangibir gününde dünyaya veba hastalığı yağar üstü açık olan yemeklere isabet eder onları yeyincede insanlra geçer.

29- Işığı besmelesiz kapatmak: Besmelesiz kapanan ışığın ceyranından cinler harcarlar.

30- Ateşi üflemek: Mum söndürürken mangal yaparken veya herhangibir ateşi üflemek rızkı eksilten sebeblerdendir. Sıcak yemeğide üflemek mekruhtur bunun bağlantısıda ateşi üflemekten gelir.

31- Kırık tabak, bardak, tarakları  kullanmak: Bunların kırık yerlerine mikroplar yerleşir ve oradanda yemeğe dağılır oda insanların hasta olmasına neden olur peygamberimiz sallallahualeyhi vesellem tarafından nehyedilmiştir. (Buhari- Müslim)

32- Pantolonunu ayakta giymek: Açıklamasında acelecilik olduğu için denilmektedir acelecilikte şeytan işidir.

33- Yemek yerken veya herhangibir iş yaparken  besmele çekmeden yemek veya yapmak: Besmelesiz yapılan her şeye cinler, şeytanlar ortak olur.

34- Cimrilik ve pintilikte bulunmak: cimrilik insanı sadaka ve zekat vermesinden alıkoyar bunlar verilmeyincede insanın başı beladan halas bulmaz, kurtulmaz.

Bütün bunlar insanın 40 günlük rızkının eksilmesine sebebtir yani her biri işlendiği zaman veya işlendikçe insanın 40 günlük rızkı eksilir dolayısıyla insan yoksullaşır, fakirleşir yoksulluk içinde sefalet çeken insanlara bir bakın bu sayılanlardan mutlaka brini veya birkaçını yada hepsini sürekli yapan insanlardır Allahuteâla muhafaza etsin Âmîn.
islam


Devamını Oku »

RIZKI ARTIRAN VE AZALTAN, ÖMRÜ UZATAN VE KISALTAN ŞEYLER

RIZKI CELBEDEN VE MEN EDEN ŞEYLERİN, RIZKI VE ÖMRÜ ARTIRAN VE EKSİLTEN ŞEYLERİN BEYANI HAKKINDADIR.


İlim talibi için bundan sonra azık temininden, azığını artıracak şeyleri bilmekten, ömrü artıran şeyleri, sıhhatı artıran şeyleri bilmekten ayrılığı yoktur ki, ilim talebi için boş kalsın. Bu konuların her biri hakkında alimler kitap yazdılar. Ben burada kısa yol üzere bazı-larını getirdim (yazdım.)

قَالَ رَسُولُ اللهِ لاَ يَرُدُّ الْقَدَرَ اِلاَّ الدُّعَاءُ وَلاَ يَزِيدُ فِى الْعُمْرِ اِلاَّ الْبِرُّ فَاِنَّ الرَّجُلَ لَيَحْرُمُ الرِّزْقَ بِالذَّنْبِ يًصِيبُهُ

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Kaderi ancak dua geri çevirir, ömürde ancak iyilik ziyadeliğe sebep olur, kişi muhakkak işlediği günah sebebiyle rızıktan mahrum olur.”

Bu hadisi şerifte sabit olduki, günah işlemek rızıktan mahrum olmanın sebebidir. Özellikle yalan söylemek. Zira bu fakirlik getirir. Yalan hakkında hususi hadisi şerif varid oldu.

Aynı şekilde sabah uyumak rızkı men eder. Çok uyku fakirlik getirir. Çok uyku aynı şekilde ilimde fakirlik getirir.

<<Özellikle koyunlar sabah ve seher vaktinde uyumazlar, bu sebeble koyunlarda çok bereket vardır. Birer birer doğurdukları halde insanların ekserde onar koyunu olur, üstelik koyun eti en fazla yenen ettir. Köpekler ise gece uyumazlar, sabah ve seher vakti olunca uyurlar. Bu yüzden bereketsiz olurlar, öyleki evler için bir veya iki köpek beslenir, hemde köpekler dört tane veya altı tane veya do-kuz tane doğurur, hem de eti yenmez.

Uyku malda fakirlik getirdiği gibi ilimde de fakirlik getirir, zira ilim elde edileceği zaman uykuyla geçince fırsat kaçar.

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

“Uyku yedi şekil üzeredir. Gaflet uykusu, şekavet uykusu, lanet uykusu, ceza uykusu, rahmet uykusu, ruhsat uykusu, hasret uykusu.

Gaflet uykusu, zikir meclisindedir.
Şekavet uykusu, namaz vaktindedir.
Lanet uykusu, sabah vaktindedir.
Ceza uykusu, fecirden sonradır, yani ya fecir doğduktan son-ra veya sabah namazından sonra güneş yükselene kadar.

Rahmet uykusu, öğleden öncedir. (kaylule)
Ruhsat uykusu, öğle namazından sonradır.
Hasret uykusu, Cuma gecesindedir.”>>

Şairlerden biri şöyle dedi:
İnsanların sevinci güzel elbise giyinmededir.
İlim cem etmek uykuyu terkdedir.

Şair yine şöyle söyledi:
Ömrümden noksanlaşan, faydasız geçen geceler, ziyan değil midir?

Şair yine şöyle söyledi:
Ey şu talip! gece kalk, umulur ki sen maksadına ulaşırsın.
Ne vakte kadar uyuyacaksın? halbuki ömür geçiyor.
Çıplak uyumak, çıplak bevl etmek, cünüpken yemek, bir tarafına yasla narak yemek, sofradan düşen kırıntıya aldırmamak, soğan ve sarımsak kabuğunu yakmak, evi mendil (bez parçası) ile süpürmek, gece evi süpürmek, süprüntüleri odada (biriktirip) bırakmak, büyüklerin önünden yürümek, anne babayı isimleriyle çağırmak, odun (çörçöp ile) dişini karıştırmak, toprak ve çamurla ellerini yıkamak (v.s.), bu sayılanlar fakirlik getirir.

Fakirliği getiren sebeplerin devamı: Eşik üzerinde oturmak, kapının iki kanadının birine yaslanmak, helada abdest almak, giyinikken bedeninden elbisesini dikmek, elbisesiyle yüzünü kurula-mak, evde örümcek ağını bırakmak, namaz ile gevşeklik etmek, sabah namazından sonra süratle dışarı çıkmak, sokağa gitmekte acele etmek, sokaktan dönmekte yavaş davranmak, dilenci fakirlerden ekmek kırıntılarını satın almak, kabları örtmemek, nefesle mumu kandili, söndürmek. Bunların hepsi fakirlik meydana getirir, bunlar eserlerle bilindi.

Kırık kalemle yazmak, kırık tarakla taranmak, anne babaya duayı terketmek, oturarak sarık sarmak, ayakta şalvarı giymek, fakirlere karşı cimri olmak (kısmak) ve israf etmek, şer’i işlerde tembellik, gevşeklik, aldırmazlık, (bunların tamamı fakirlik yapar.)


RIZKI GEREKTİREN ŞEYLER
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Sadaka ile rızkın in-mesini talep edin” buyuruyor.
<<Zira rahmet edene rahmet olunur. >>
Erken davranmak bereketlidir, bütün nimetlerde özellikle rızıkta ziyadeliğe sebep olur.
<<Sabah erken başlanan işlerde bereket hasıl olur. Mal, evlat, ilim ve diğer işlerin hepsinde bu geçerlidir.>>

Güzel yazı rızkın anahtarlarındandır, güler yüzlü olmak, hoş kelam söylemek rızkı artırır.
<<Zira eserde şöyle gelmiştir, “Güzel yazı yazın, zira güzel yazı rızkın anahtarlarıdır”.>>

Hasen İbni Ali (r.anhüma) dan rivayet edildi ki: Evin kenarlarını süpürmek, kapıları yıkamak rızkı celbeder.
Rızkı çeken sebeplerden en kuvvetlisi, namazı tazim ve huşu’ ile dosdoğru kılmaktır, tadili erkana riayet, diğer vaciblerine, sünnet-lerine ve edeplerine riayet etmektir.

<<Özellikle insanların çoğu namazı ta’dil-i erkan üzere kılmaz lar, halbuki bu vacibtir, hatta farz diyen imamlar da vardır.

İbrahim Hanefi derki, ‘Namazın rukusunu, secdesini hafif yapan (çabuk kılan) bir kimse gördüğünüz vakitte, geçim darlığın-dan dolayı onun çoluk-çocuğuna acıyın.’>>


Kuşluk namazı bu hususta meşhurdur.
Vakıa suresini özellikle gece uyku anında okumak,
Mülk suresini,
Müzemmil suresini,
Leyl suresini,
İnşirah suresini okumak.

<<Denildiki, yatacağı vakitte kırk gece, her seferinde kırk kere tekrar ederek “وَمَا ِلأَحَدٍ عِنْدَهُ مِنْ نِعْمَةٍ تُجْزَى ” [1] ayetini üç ke-re okursa, yatağında bin dirhem bulur. Bu gibi şifreli şeylerde ö-nemli olan sahih itikaddır. Mutlaka yatağında bulması da gerekmez, belki bir vesile ile ona ulaştırılır.>>

Ezandan evvel mescide girmek, devamlı abdestli olmak, saba-hın sünnetini ve vitri evde eda etmek. Vitirden sonra dünya kelamı etmemek, zaruret hariç kadınlarla oturup konuşmamak, boş söz söylememek, (bunun hakkında) denildi: faydasız şeyle meşgul olanı, faydalı şey fevt eder (elinden çıkar)

(Vezir) Buzur-cumhur şöyle dedi: çok konuşan bir adam gö-rürsen deli olduğuna kesin hükmet.

Ali (r.anhu) buyurdu: “Akıl tamam olunca kelam noksan o-lur.” (Akıllı az konuşur.)

Musannif (r.aleyh), bu manada bende şu şiir hasıl oldu:

“Kişinin aklı tamam olunca kelamı az olur, kişi çok konuşursa onun ahmaklığına hükmet.”

Rızkı artıran şeylerden bazıları şunlardır:

Fecri sadık doğduktan sonra sabah namazı vaktine kadar yüzer kere “ سُبْحَانَ اللهِ الْعَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ ، سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ اَسْتَغْفِرُ اللهَ وَاَتُوبُ اِلَيْهِ” demelidir.

Her gün sabah namazından sonra otuz üç kere “ اَلْحَمْدُ ِللهِ وَسُبْحَانَ اللهِ وَلاَ اِلَهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرْ” (tesbihatını) söylemelidir. Akşam namazından sonra da aynı şekilde der.

Sabah namazından sonra yetmiş kere Allah’tan mağfiret talep eder, “ لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ” kavlini çok söyler.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz üzerine çok salat okumalıdır.

Cuma gününde yetmiş kere “ اَللَّهُمَّ اَغْنِنِى بِحَلاَلِكَ عَنْ حَرَامِكَ وَاَكْفِنِى بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ” sözünü söylemelidir.

Şu övgü sözünü her gün ve gece söylemelidir:
اَللَّهُمَّ اَنْتَ اللهُ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ، اَنْتَ اللهُ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ، اَنْتَ اللهُ عَلِيمُ الْكَرِيمُ ، اَنْتَ اللهُ خَالِقُ الْخَيْرِ وَالشَّرِّ اَنْتَ اللهُ خَالِقُ الْجَنَّةِ وَالنَّارِ ، اَنْتَ اللهُ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ ، اَنْتَ اللهُ عَالِمُ السِّرِّ وَاَخْفَى ، اَنْتَ اللهُ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالُ ، اَنْتَ اللهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْئٍ ، اَنْتَ اللهُ دَيَّانُ يَوْمِ الدِّينِ ، لَمْ تَزَلْ وَلاَ تَزَالُ اَنْتَ اللهُ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ ، اَنْتَ اللهُ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ ، اَنْتَ اللهُ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ لاَ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ ، لَهُ اْلاَسْمَاءُ الْحُسْنَى ، يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِى السَّمَاوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ .
ÖMRÜ ARTIRAN ŞEYLERDEN BAZILARI ŞUNLARDIR

İyilik yapmak, eziyet vermeyi bırakmak, yaşlılara hürmet et-mek, sıla-i rahim yapmak;

<< Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Kü-çüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize tazim etmeyen biz-den değildir.” >>

<< Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Kul elbette sıla-i rahim yapar, halbuki ömründen üç gün kalmıştır, Allah'u Teala ecelini otuz sene uzatır. Kişi elbette sıla-i rahmi keser, halbuki ömründen otuz sene kalmıştı, Allahu Teala ecelini üç güne döndürür.”


Hergün sabah akşam üç kere şu duayı okumalı: “


سُبْحَانَ اللهِ مِلْءَ الْمِيزَانِ وَ مُنْتَهَى الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضَاءِ وَزِينَةِ الْعَرْشِ وَ لاَ اِلَهَ اِلاَّ اللهُ مِلْءَ الْمِيزَانِ وَ مُنْتَهَى الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضَاءِ وَزِينَةِ الْعَرْشِ وَاللهُ اَكْبَرُ مِلْءَ الْمِيزَانِ وَمُنْتَهَى الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضَاءِ وَزِينَةِ الْعَرْشِ


Zaruret hali müstesna yaş ağaç kesmekten sakınmalıdır. Ab-desti tam yapmalı, namazı tazimle kılmalı, Kur'an-ı Kerim'i tazimle okumalı.


Hacc ve umreyi birleştirip Haccı Kıran yapmalı, sıhhati koru-malıdır.


Tıb ilminden bir miktar öğrenmeli, tıb hakkında gelen haberleri, hadisi şerif ve ashabın kavillerini gözden geçirmelidir.

[1] Leyl suresi ayet: 19

Devamını Oku »

Kuşlar Nasıl Tesbih ve Zikir Eder?

HZ SÜLEYMAN'IN kuşların ötüşüne verdiği mana Begavî (ra), Ka'b-ül-Ahbar (ra)'dan şöyle nakletmiştir 

Tavus kuşu, Hz Süleyman'ın huzurunda ötmüştü Hz Süleyman orada bulunanlara: 
Bunun ne dediğini biliyor musunuz? diye sordu Onlar: 
Hayır, bilmiyoruz diye cevap verdiler 
Hz Süleyman (as), etrafındaki kimselere şu açıklamayı yaptı: 
Tavus kuşu ötmesi ile; "Cezalandırdığın gibi cezalanırsın"
Hüdhüd kuşu ötmesi ile; "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" 
Göçeğen kuşu ötmesi ile; "Allah u Teala'dan mağfiret dileyiniz ey günahkarlar"
Kaya kuşu ötmesi ile, "Her canlı ölecektir Her yeni, eskiyip çürüyecektir" 
Kırlangıç kuşu ötmesi ile, "Hayırdan ne yaparsanız sonra onu bulursunuz"
Güvercin ötmesi ile; "Gökleri ve yeri yaratan Rabbimi noksan sıfatlardan tenzih ederim
Kumrunun ötmesi ile, "Sübhane Rabbiy-el-e'la"
Karganın ötmesi ile; "Her şey helak olacaktır
Kustat kuşunun ötmesi ile; "Susan, başına bela ve musibet gelmesinden kurtulur
Papağanın ötmesi ile; "Düşüncesi dünya olan kimseye yazıklar olsun
Doğan kuşunun ötmesi ile, "Sübhane ,Rabbî ve bihamdihi
islam
Kurbağanın bağırması il; "Sübhane Rabbiy-el-Kuddüs" der
Devamını Oku »

Anında Kabul Olacak Makbul Dua



Cübbeli Ahmet Hoca
Duanın arapçası aşağıdaki resimlerde verilmiştir.


Devamını Oku »

Peygamber Efendimizin Meleklere Gülmesi

Bir gün Resulullah (s.a.v) gülümseyerek göğe bakıyordu, bir adam Hazretin gülmesinin sebebini sorunca, Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdular: “Evet göğe bakıyordum, iki meleğin hali beni güldürdü, onlar kendi yerinde ibadetle meşgul olan mümin bir kulun gece gündüz yaptığı ibadetlerinin mükafatını yazmaları için yeryüzüne indiler, fakat onu, hasta olduğundan dolayı ibadetgahında bulamayınca, göğe çıkıp, Hak Teala’ya şöyle arz ettiler: “Ey Rabbimiz! Biz o mümin kulun ibadetini yazmak için her zamanki gibi onun ibadetgahına gittik, fakat onu orada bulamadık, hastalık yatağına düşmüştü.”
Allah Teala, o meleklere cevabında şöyle buyurdu: “O mümin kul, hastalık yatağında olduğu sürece, her gün ibadetgahında olduğu zaman ona yazdığınız her günün sevabı miktarınca ona sevap yazın. Hastalık yatağında olduğu müddetçe onun hayır amellerinin mükafatı bana aittir; onun mükafatını ben vereceğim.”

Devamını Oku »

Hasta Olmamak, Uzun Ömürlü Olmak İçin Dualar

YA HAYYÜ HİNE LA HAYYE FÎ DEYMUMİYYE-Tİ MÜLKİHİ VE BEGAİHÎ
https://4.bp.blogspot.com/-NTONIbAtXOs/WAzO-yEloTI/AAAAAAAAC8o/dWXxqEeA6g4CjRYetvkpAyggzYHBKRNZgCLcB/s1600/erbain5.gif
Esmai İlâhiyeden bir ism-i şerif de «El Hayy»dir. Diri olan demektir. Manâsı: Ey ezelî ve ebedî hayy (diri) olan Allahım! Tasarruf at mülkünde hayatının devamlılığına sınır yok. Hayatının sonsuzluğuna nihayet yok. Bütün kemal vasıflarla diri olan bilginsin. Vücudu kerimine zeval ve intikal ânz olmaz. Hayatının miktarı zamandan ve imkân sınırından müstağni olan mutlak dirisin.

Bir kimse gayet hasta olsa ve hastalığına ilâç tesir etmese; bu şerefli ismi bir çini çanağa veya bir kalaylı kâseye misk ve zağferanla yazıp ve nöbet şekeriyle karıştırıp hastaya içirseler şifa bulur.
• Her kim bu şerefli ismi devamlı okusa ömrü uzun olur ve bay olur.
Cenâb-ı Şeyhül Ekber (K.S.) Hazretleri buyururki:
• Bir kimse hasta olup ilaçdan aciz kaldığında bu şerefli ismi bir kâseye 18 kere yazıp ve şeker şerbeti ile ezerek hastaya içirseler, Allah’ın izniyle şifa bulur. Bu ism-i şerif çok çeşitli hastalıklara şifadır, nice dertlere devadır.
• Bir kimse günde 300 kere bu ism-i şerifi zikir etse; ömründe hasta olmaz. Ve kalb hastalığına da devadır. Hatta Yunus (A.S.)’in kavminin kalblerinde olan şekavet marazı (Peygambere, Allah’a isyan hastalığı) bu şerefli ismin hürmetine izâle olup şekavetden saadete tebdil oldu.
• Bu şerefli isme (duaya) devam edenin ömrü uzun olur ve mesnedinde sânı sıfat bulur.
• Bir kimsenin kalbi ölü olsa; Allah’a olan ibadetinde mahsul hasıl olmaz. Ve sadrında şeytanın vesvesesinden huzursuz olur. Yani kalb ölü olunca yalnız vücutda olan hareketi yavaşlar. O hareket ile namaz kılsa namazını bümez. Kıraat etse kıraatini bilmez. Hâsılı ibadetin lezzetini bulamayan ölü kalbin sahibi her gün günde 70 kere olmak üzere 40 gün bu ism-i şerifi ve arkasından iki kere Sure-i Nas’ı okusa; Allah Teâlâ kudretiyle o ölü kalbi ihya eder (diriltir.)
• Bir kimse insanlardan uzlet ederek halvetinde 3 ay bu ism-i şerifi günde 10.000 kere zikir etse; (okusa) üçüncü ayın sonunda âlem-i gaybdan bir şahıs zuhur eder. Bir kadeh şerbet verir. O şerbeti içince o kimsenin kalbi nur ile pür nur olup Levh-i Mahfuz gibi olur. Yalnız unutulmamalıdır ki; hayvandan çıkan gıdalardan perhiz etmesi; yemesinin, içmesinin ve meskeninin haramdan olmaması, Halvete üstad-ı kâmil eliyle girmesi, eğer mübtedi (işin başlangıcında) ise kendi aklı ile şürû etmemesi, bunlara ihtimam göstermesi, yasaklardan ictinab etmesi (sakınması) 3 aylık halvetin şartlanndandır
Eğer bir kimse zayıf ve hasta olsa da sebebi bilinmese ve tedavi etmek kolay olmasa; bu şerefli ismi çini çanak üstüne misk ve zağferanla yazıp şeker suyu ile ezmeli ve o su ile hasta yüzünü yıkamalıdır. Ve de içmelidir. Sıhhat ve şifa bulur. Allah Tellânm inaye-tiyle..
• Her kim ki; sıhhatli iken içse; hiç hasta olmaz. Ama okunurken ve içerden inançlı olmalıdır. Bu şerefli ismin berekâtına ömrü uzun olur
Devamını Oku »

İçimde Cin mi Var? Belirtileri Nelerdir? Cin Musallatı OIduğunu Anlamak!

CİNLER İNSANLARIN HATALARI VEYA DÜŞMÜŞ OLDUĞU DURUMLAR KARŞISINDA MEYDANA GELEN MANYETİK ALANIN GENİŞLEMESİ İLE HER İNSANA MUSALLAT OLURLAR



-Anne veya baba ile konuşurken çok cabuk sinirlenmeler oluyormu ?

-Aileniz ile ilgili bazı konular aklınıza geldikçe diş sıkıyormusunuz ?

-Uyumaya çalışırken kulagınızın içinde garip sesler oluyormu ?

-Uyumak için yattıgınızda karanlıkta eşyalarınız şekil degiştiriyor mu ?

-Uyku ile hayat arasında asılı kalıyormusunuz ?

-Korkulu bir rüya gördügünüzde kalkmaya çalıştıgınız halde kalkamıyormusunuz ?

-Bazen etrafınızda adınızla seslenen bir ses duyuyormusunuz ?

-işeriniz rast gitmiyor ve çalışmak isteginiz yokmu ?

-İnsanların içinde konuşmaya cekinir ve sürekli yanlış hareketler yaptıgınızı düşünürmüsünüz ?

-Rüyanızda tanımadıgınız insanlarla konuşuyormusunuz ?

-Bazen etrafınızda birilerinin olugunu mu düşünüyorsunuz ?

-Etrafınızda karartılar görüyormusunuz ?

-Kendinize ara sıra birşeylerin dokundugunu hissediyor musunuz ?

-İstem dışı hareketlerde bulunuyor musunuz ?

-Banyo da izlendiginizi düşündüren durumlar oluyor mu ? ,

-Tuvelet ve banyoda cok kalma isteginiz var mı ?

-Banyoda veya tuvalette tahrik olmaya başlıyormusunuz ?

-Gizli gücleriniz oldugunu mu düşünüyorsunuz ?

-Karşı cinseleriniz sizden çabuk sıkılıyor mu ?

-Öfkelendiginiz de kendinize vurmak yada zarar vermek istiyormusunuz ?

-Eşinizle ilişki yaşamakta sıkıntı çekiyormusunuz ?

-Pskolojisi bozuk insanlar karşısında tahrik oluyormusunuz ?

-Rüyalarınızda hayvanlar saldırıyormu ?

-Rüyalarınızda hayvan anne baba kardeşleriniz ile ilişkiniz oluyormu ?

-Uykularınızda birşey size saldırıp uyandırıyormu ?

-EZAN sesi duyduğunuzda ürkme geliyor mu ?

-İbadet etmek istediginizde cabuk vaz geçiyormusunuz ?

-İçinizde sürekli huzursuzluk varmı ?

-Unutkanlıgınız varmı ?

-Aile huzurunuz kalmadi mi

-Cok guzel giden bir evliliginiz varken hic bir sebeb yokken esinizle problem yasamaya mi basladiniz?

-Artik hayat tamamen cekilmez bir hal mi aldi kurtulmak mi istiyorsunuz..


Yaratılıştan insanların düşmanı olan cinler her insanın zayıf ve çaresiz hallerini gözeterek saldırı haline geçerler.


1) İlk önce TEBELLEŞ olurlar.

2) Daha sonra MUSALLAT haline geçerler

3) İleriki zamanlarda vücudu ele geçirerek İSTİLA ederler.

Huddam, cinlerin makam elde etmiş olanlarıdır.Bazen karşımıza yaşantısında fazla ibadet edip Rabbimizin mükafat olarak evliya makamı verdiği müslüman cinler ile karşılaşabiliriz.CİNLER ALEMİ aynı bizim gibi yaşarlar,onlarında alimi,zalimi,komutanı ve safhaları var


KAFİR CİNLERİN İNSANLARA ZARARI MÜSLÜMAN CİNLERİN ZARARINDAN FAZLADIR.


Şimdilik kafir cinlerin zararlarını belirtiyorum, bizzat tedavi ettiğim insanların hepsini şikayetlerini gözeterek kaydettim.Kafir cinler insanın bedenine girerek zarar verirler, müslüman cinler bedene girmezler yasaklıdırlar çünkü müslüman müslümana eziyet etmez.Müslüman cinler ALLAHIN kanunlarına ters düşen hal ve hareketlerde birde; kendilerine zarar verici durumlarda insana zarar verirler.Müslüman cinlerin zararlarını tam bir başlık ile anlatacağım.


Nasıl insanların dalâlette olanları ve hidayette olanları varsa; gayb âleminde yaşayan cinlerin de dalâlette olanları ve hidayette olanları vardır. Hidayette olan cinlerin de başlarının üzerinde o devrin imamının ruhu var.


Devrin imamları her devirde bir kişidir. İmam-ı Safi Hazretleri, İmam-ı Rabbanî, Hazreti Mevlâna Celâlettinî Rûmî, Hazreti Yunus Emre gibi velîler dün vardı, bugün de var. Hangi cin murşidine tâbî olursa, devrin imamının ruhu onun başının üzerine gelir ve onu muhafaza altına alınır. Ama öyle cinler vardır ki; şeytana tâbî oluyorlar. İblis cin taifesindendir. Ve cinleri kendi emrine alarak, böyle kullanılıyor. Hüddam demek baş demektir yani yönetici nasıl insanların müdürü,reisi,milletvekili,bakanı,dekanı,başbakanı,padişahı var ise cinler alemininde kendi aralarında yetkilileri vardır.



İnsanlarda ruh vardır ama cinlerde yoktur. Onlar bir fizik beden bir de nefsle yaratılmışlardır.

15/HİCR-26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin). Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

55/RAHMAN-14: Halakal insâne min salsâlin kel fehhâr(fehhâri). İnsanı, ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı.

55/RAHMAN-15: Ve halakal cânne min mâricin min nâr(nârin). Cann’ı (cinni) da ‘yalın, dumansız bir ateşten’ yarattı.


CİNLER İLE İNSANLARA ZARAR VERMEK;

1-Yapılan muskaların şer olarak işlem ve emir verilirse zaten insanlığa zıt ve düşman kesilen kafir cinler hemen işleme kalkar.Muska yapılan kişiye saldırı haline geçer.Saldırdığı insanın yaşayış tarzınıve ruh yapısını değiştirir.


2-Her zaman huzursuz ve iç alemine kapanık yaşayış tarzına geçerler ve insan dışı hareketler sergilerler.

CİNLERİN MUSALLAT OLDUĞU KİŞİLERDE 3 ŞEKİLDE BELİRTİLER ZUHUR EDER:

A-FİZİKSEL BELİRTİLER
B-RUHSAL BELİRTİLER
C-UYKU HALİNDE VE METAFİZİK BELİRTİLER


A-FİZİKSEL BELİRTİLER;

1)TIBBEN NEDENİ BULUNMAYAN;devamlı baş ağrısı, başta yarım acıma hissiyatı,uyuşukluk, durmayan ve devamlı baş dönmesi, sersemlik,bayılacak gibi olma.kol ve bacak ağrıları ile geçmek bilmeyen uyuşmalar.Durmadan aynı noktada sırt ağrıları,anlam veremediği nefes daralmaları,boğuluyormuş gibi hisler,kalb ağrısı çekip doktora gidince sonuç alamama,kasık ağrısı çekenler,göz yanması ve bitmek bilmeyen kaşıntı, şiddetli adet sancısı,aşırı terleme,felç geçirir gibi vücudun hal alması, sık sık bayılmalar,üzerine bir yel geliyormuş gibi hissedip iç geçmeleri, sağa sola tuhaf tuhaf bakmalar ve ne söylediğini bilmeme halleri, konuştuğundan bir şey anlaşılmadığı haller, sağa sola saldırma hırçınlık yapma, sebepsiz yere sinirlenme ve kendine zarar vermeler başlıca belirtilerindendir.


2)KULAK VE KAFANIN İÇİNDE ÇINLAMA; cinli hastanın ilk belirtilerindendir.kendisini boşlukta hisseder,gelen seslere mana veremez, huzursuz olur engel olamaz.baş ağrısı yakalar, ileriki safhalarda uykuları düzensizleşir ve uyuyamaz hale gelir. konturol dışı hareketler baş gösterir.


3)KAFANIN İÇİNDE OLUŞAN TUHAFLIKLAR; karıncalanma gibi başlayan hallerden sonra bulanık görme durumları olur.Daha sonra her zaman kafanın belli bir bölümünde ve bir kısmında ağrımalar başlar,gözleri sulanır ve durmadan kaşımaya başlar kaşıdıkca artar, beyin şekilden şekillere girer göz önünde anlam veremediği şekiller görünür,suda boğuluyormuş gibi haller alır, kendisi karanlık veya ıssız yerlere çekilme hissine kapılır,uyumaya çabalar durmadan uyumak ister gözlerini yumar.Fazla uyumaya dalarsa istila olur, çoğu zaman uyuyamaz,gecenin geç vakitlerine dalar uyuyunca sabah uyanamaz yatakta döner yatar oflar hep, fazla uykusuz kalınca beyin fonksiyondan çıkar. Bulanık haller başlar ve baş gösterir.


4)DOKTORUN BULAMADIĞI NEDENSİZ ŞİKAYETLER; Doktorlar bulamaz tesbit edemez bir hallerde görünen şikayetler görünür, sebepte bulamazlar; kalp ağrısı, sırt ağrısı ve daralmalar, göz yanması yangıya engel olamazlar, kalbi makinaya bağlarlar hiç bir neden ve olumsuzluk görünmez ama rahatsızlık devam eder,durmadan mide bulanması ama istifar edemez, boğazına bir ağırlık çöker, ortadan ikiye yarılası gelir sırtından ağrı terler, durmadan mekan değiştirmek kaçmak hissine kapılırlar,ölecekmiş gibi hisseder içine baygınlık gelir yani kendini doktora dahi ifade edip anlatamaz.


5)VÜCUDUN ÇEŞİTLİ YERLERİN RAHATSIZLIKLAR; Kısım kısım yerlerde gezinti halinde ağrılar olursa,kollarda bacaklarda uyuşmalar meydana gelirse,el ayak baş bölgelerinde sürekli ve devamlı titremeler,vücudta sarsılma sallanma,öne doğru iteklenme, yüzde yanma,karıncalanma,el ayakta istem dışı oynatılması,tıbta tik dediğimiz hastalık hali,kasılmak durumları, enseden ağrı girip boynun yana düşmesi,ilişki esnasında kendini sıkma hallerive boyun ağrısı,beyinde yanma algıları ve huzursuzluğu cinli belirtileridir.


6)DİLE VURAN BELİRTİ;Dilde istem dışı hareketler meydana gelir; dışarı sarkar,ağzındaki suyu tutamaz,hızlı hızlı konuşur,ne söylediğini bilemez, konturolsuz konuşur,çoğu zamanda hep susar konuşamaz,korku halinde olanlar genelde susar konuşamaz veyada kekeme halini alır derdini icra edemez kekeme olanlarda kafir cinli madurudurlar,dili tutuldu denir müdahale edilmezse tesiratı kalır.Beyin hücreleri yanmadan tedavi edilmelidir yoksa az bir sonuca varılır kalıcı tesirler üzerinde kalabilir.Aciliyet en önemli vakadır


7)GEZİCİ AĞRILAR;Genelde vücudun sırt,bel,ense,kasığın üst bölgesinde,karının yan taraflarında meydana gelenağrılar görünür.Halk dilinde yel durmuş derler fakat es geçilir tedavi edilmezse ileride çok sorunlar baş gösterir,ağrılar çoğalır çünkü cin içeride tahrip meydana getirir.Mesela kasık ağrısı olan erkekler ilişkiye giremezler,kadınlar ise regel döneminde başlayan kasık ağrıları görürler ilişki esnasında kasılırlar boyun kas katmanları kırılır. Boyun fıtığı teşisi konur ameliyat olur ama ağrıdan kurtaramaz, ense hep ağrır.


8)BEYİNE YERLEŞİP HÜKMEDERLER;Kuvvetli olan ,makamı büyük olan kafir cinliler çoğu zaman beyine hükmederler,haşmetli olanlar beyine yerleşirler.Genelde sapık düşünceler verirler insan dışı hareketler sergiletirler. Asileştirirler,asabiyet artar,ALLAH ve kanunlarına ters düşen işler ve eylemler yaparlar,allahtan uzaklaşırlar,hasta düşer bayılır (sara hastalığı) derler. Bayılanın ağzına köpük birikir,düştüğünü uyanınca hatırlamaz,elini sıkar açamazsın,çoğu zaman dilini yutma olayı gerçekleşir ölümüne sebep olabilir. Çoğuna bayılma gelir yüksekten düşme ve kafasını vurdurmakla ölüm sebepleri olur veya sakat kalırlar, sakat kalanlarla ilişkiye girerler, ilişkiye girdikleri insanlar çok zayıflar ve cemalleri kararır.Beyine yerleşince çok tehlikelidir sıkıntı geldiği zaman saldırgan olabilirler, delirebilirler.sara hastaları görüntü alamazlar sadece cinler sıkıntı verir ve hastalar hep darbe alırlar.


9)DAMARLARA GİRME;Damarlara girip gezinti yapma yeteneği olan cinlereteşhis konamaz.doktorların bulamadığı hastalıklara neden olurlar.mesela el ayak uyuşması hiç bitmeyen kırap girer gibi sancı,durmak bilmeyen baş dönmesi,şiddetli adet sancısı ve kanaması,yangılı vaziyette yüz uyuşması,burun kanaması,dilin uyuşması ile konuşamamaz hale gelmek veya salyaların akması,yemek yerken boğulacağım hissine kapılması,içtiği suyu yutamaması ağzında çevirip durması,boğazda durmadan yangı hissi ve boğuluyor hissetmek cinlerin verdiği sıkıntılardır.


10)HAMİLE KALAMAMA;Tıbben sorun bulunamayan hamile kalamayan bayanlarda kuvvetli olan cinler kadının rahimine yerleşir.Rahime yerleşen cin ilişki esnasında rahime akan meniyi çevrim dışı eder veya çürütür. Kadın çocuğa kalamaz,bazende rahimi ters dönderir çok ağrı ve sancı çektirir, daha sonra ters olan rahim meniyi tutmaz hep dışarı akarak çocuk olayı engellenir.Bazende aldırış etmeyen kadınlar tedavi olmazsa cinsel gücünü kaybeder ve eşi ile dövüş safhalarına geçer.Evde başlayan sebepler sıkıntılar çok can sıkar sebepsiz yere kavgalar başlar,çünkü artık cin bayan ile cinsel ilişkiye giriyordur ve erkek elini süremiyor, ilerleyen safhalarda intihar düşünceleri başlar.Erkekte cinsel düşüklük başlar eşi ile birleşemez.


11)DURMADAN DÜŞÜK YAPMA;Sebebi bilinmeyen ve cevap alınamayan tıbben sorunsuz düşüklerin olması kafir cinlilerin vermiş olduğu rahatsızlıklardandır.Rahime yerleşmiş olan cinler şişkinlik vererek cenini dışarı atarlar,böylelikle insana eziyet verirler,acı çektirir üzüntü sağlarlar,hamilelik esnasında kadınlar hep sırt ağrısı çekerler,halsizlik yaşarlar,kabızlık olayı geçmez,kadınlar genelde çocuk tutayım diye sırt üstü yatarlar,fakat yinede çocukları olmaz o vücuttan cin atılmalıdır.Bazende içerde çok kalan cin kadının yumurtalıklarında iltihaplanma ve tahriş meydana getirir bunun sonucunda dışarıya pis akıntı ve koku verici haller uygular çevreye tiksinti meydana getirir.Rahime yerleşen cinler genelde çocuk doğuramayan,evlenemeyen, çirkin veyada yaşlanıp vakti gelmiş bunamış cinler girer ve çok zarar verirler.


12)TAŞIT ARAÇLARI;İnsanların seyahat veya bir yerden bir yere gitmek için kullanmış olduğu arabalara binememe hali cinlerdendir.korkma ve kusma gibi haller alır,genelde rahatsızlık verirler baş dönmesi olur,ileride kaza olacakmış korkusunu iç güdüleri kullanarak korkuturlar, başına kaza gelip iş yapamaz veya sakat kalma hissi ile araç kullanmayı veya binmeyi zor hale getirirler.


13)TUHAF HALLER;İnsanlara hiç durmak bilmeyen üşüme verirler, arkadan yaklaşımla ürperti yaparlar,eli yüzü yanıyormuş gibi yangı verirler ateş basar,vakitli vakitsiz anlarda korkma halleri,ıssız yere gitme hissi, elini başının arasına alarak duymamak isteme halleri,yerine oturamama durmadan dolaşmak durumları,sızlanma halinde sesler çıkarıp farkında olmadıkları haller,konuştuklarının anlaşılmaması, söylenen lafları dinleyememe ve anlayamama hali, konuşurken diline sahip çıkamamak,gözleri ile sağa sola devamlı bakınma halleri, kendini durmadan takip ediliyormuş hisleri,karanlıktan korkma, ansızın bağırma hisleri, elini ayağını usanmadan ısırma, kendini arada bir tokatlama veya ah oh diyerek dövünmeler,aynı kelimeleri tekrar tekrar süresiz söylemeler hepsi kafir cinlerin musallat olup insanlara vermiş olduğu zararların belirtileridir.


14)KADINLARA GÖNDERME;Elde edebilmek veya evlene bilmek daha değişik gaye ve amaçlarla muska yapılarak kadınlara kafir cinliler gelir.maksat aşık etmek kendine bağlamak yuvayı kurtarmak olabilir ama yapılan büyü cinlerin bedene girmesini sağlar,bedene giren cinler aşık olurlar ve girdiği bedenin sahibini elde etmeye, cinsel ilişki kurmaya amaçlı rahatsız ederler.Bedene giren cinler şöyle rahatsızlıkları genelde verirler;

A)Huyzuzluk hali verir kimse ile geçinemez hale gelirler
B)Karşı gelirler ana babayı dinlemezler
C)Evlenme isteği kaybolur evlenemezler, evlenmeden bahsedince mide bulantısı ve kalp çarpıntısı başlar
D)Kimseyi beğenmez ve üzerine tiksinti gelir
E)Yüz ve vücudun yöresel bölgelerinde aşırı derecede sivilceler çıkar geçmez ve çok belirgin izler kalır,kadınları çirkin göstermeye çalışır,cinsel ilişkiye girmek için hazırlık yapar.Cinlerin böyle zarar vermelerini sebebi böylelikle kendine ayırır evlenmeye çalışır,cinsel ilişkiye girerse kızların kızlık zarına zarar vermezler, engel olunmazsa ömrü boyunca o kadın ile hayat yaşar, çocukları olur,evlenen ve cinsel ilişkiye giren kadınların görüntüsü açılır cinden kocasını ve çocuklarını görür.

15)ERKEĞE GÖNDERME;Büyü veya tılsım ile gönderme yapılıp muska yapılmış veya insanın yapmış olduğu hatadan dolayı aşık olmuş kafir cinler erkeklere çok zarar verirler.Genelde erkeklere evde kalmış,çirkin,ihtiyarlamış veya bizzat istila etmek için bedeni bayan haşmetli cinler elde eder.
BELİRTİLERİ;

A)Uyku halinde iken veya uyanıkken durmadan cinsel yönden boşalma

B)Aşırı asabiyet ve kadınlardan kaçma, evli ise boşanma hissi veya ilişkiye girememe hali

C)Elini eşine bile süremez ve yanına bile oturamaz daralma tutar

D)Nefret etme veya eşi ile isteksiz olma, zulüm yapma yapma,ters ilişkide bulunma gibi haller

E)Rüya görür gibi gerçek yaşantıda ilişkiye girme

F)Baş dönme halinin fazla olup rahatlama hissine kapılıp çok sayıda el ile boşalma yapması

G)Cin aşık oldu ise erkeğin nikahını bağlar asla evlenemez,suskunluk haline geçer, evlilik lafı açılınca sıkılır

H)Musallat olunduktan sonra insanlar eşi ile irtibatı kopar bir birlerine gıcık kaparlar ve ilişkiye giremezler,

CİN İLE ilişkiye giren kadın ve erkek durmadan zayıflar ve cemali kararır.


16)DOLAŞAN AĞRILAR;Vücutta durmadan yer değiştiren ağrıların hissi ve olması cinlerin marifetidir,genelde sırt,baş,kol, kasık ve kalpte görünüyor,bir an gelir ve geçer,bazen hiç dikkate bile alınmaz ama ileri zamanlarda karşımıza sancı çekilen yerlerde kis hali gibi şişkinlik yapar ve görünüm bozukluğu verirler,iç şişme diye adlandırırız bir sebebi yoktur fakat bir belirtidir,dikkate alınılırsa ileride sorun olmaz tedavi edilir.


17)YEMEK YİYEMEME VEYA OBURLUK;Cinler vücuda girince insanı yemek yiyemez hale getirir ki; halsiz ve güçsüz kalsın böylelikle kendi işi kolaylaşsın,istediği gibi yapacakları vücutta ve beyinde gerçekleşsin,halsiz duruma düşen insanın manyetik alanını istediği gibi kullansın,zayıf halden faydalanır. BAZENDE; Tam tersine olur vücuda giren cin insana fazla yeme hissi ile yedirmeyi gerçekleştirir,böylelikle fazla yiyen kişinin yediğinden kendide istifa eder ve yiyenlere rahatsızlık verir, kalp ağrısı_ şişmanlık_yavaş hareket etme_vücutta şişlik_ağızdan pis koku_ devamlı gaz hali_genirme_terleme ve uyuşukluk hissettirir, fazla yiyen insanın düşüncelerini yavaşlatır ve beyin fonksiyonunu bozar,fonksiyonu bozulan insan yavaş hareket eder düşünme olayı yavaşlar, böyle olunca şişmanlık ve kötü göründüğü düşüncesine kapılarak aşağılık hissine düşer yanlızlığa çekilir, ibadeti terk eder cinlerin tam istediği gibi kurban olur.


18)KADINDA VE ERKEKTE CİNSEL İSTEKSİZLİK;

a)Eşini beğenmeme ve tiksinme halleri meydana gelir

b)Huzursuzluk çıkarma ve nefret etme hissi çoğalır.

c)Bazen eşinin yüzünü değişik şekillerde görür

d)Cinsel organının sertleşmemesi ve çoğu zaman düşüklük hissi olur

e)İlişkiye girdikten sonra büyük üzüntü ve acı hissetmek

f)Yorgun düşme halleri ve uyuşukluk hali olur

g)Boşanmak ve hür olmak isteği çoğalır.

h)Durmadan zina yapma isteğinin çoğalması ve değişik hobili tutkular hissetme hali yerleşir.

ı)Değişik şekillerde tatmin olma duygusu var olur.

i)Eşcinsellik,homoluk, kadınsı hareketler, makyajlanma gibi yakışmayacak hareketlerde bulunmalar zuhur eder

j)Rötgencilik,hayvanlarla ilişki, durmadan dans etme, geceleri durmadan banyo, kendini aşağılık hissedip yalvarma, konuşmalarını değiştirip tahrik hareketlerinde bulunma

k)Eşi ile yatamama ve ilişkiye girince ölme hissi ile daralmak

l)Eşini öldürmeye teşebbüs etmek

m)Yaşantı esnasında gün seyrederken gündüz göze otururken boşalma ve ilişki hissiyatı

n)Vücudunda bir şeylerin gezdiğini hissetmek

o)karanlık ve yanılız yerlere saklanarak ürperme ve sızlanmalar

ö)Bacak arasında, kollarda, boyunda ve sırt bölgesinde ısırık gibi morluklar meydana gelmesi cinlerin musallat ve istila konularındaki şikayetlerdir.


19)KEKEMELİK;Cinlerin korku sonucu insana musallat olması hallerinde insanların konuşmalarını etkilerler. kesik kesik konuşma- kekemelik- dil bağlanması -tutukluk meydana getirir. Eğer tedavi edilmezse dile yerleşen cinli ileriki zamanlarda kekemeliği ve dil bağlanmasını artırarak insanları konuşamaz hale getirirler.Tek amaçları insanı kendine ayırma toplumdan soyutlaştırmaktır.


20)DİĞERLERİ; Tıbben çaresi olmayan mide ağrısı- şişkinlik-sırt-bel ağrısı- baş ağrısının durmaması- organ şişmesi- sidikliyememe- kabızlık halinin çokluğu- alkol ve uyuşturucu gibi bağımlılık hallerinde artma- istem dışı vücut hareketleri (tıpta tik hastalığı)- uyuşma halleri- sızı çekme ve durmadan sızlanma durumu- konuşma ve hareketlerinde durmadan aynı şeyleri tekrarlama – beyinde sıvı ur teşhisi konulan durumlar cinlerin meydana getirdiği zararlardır.


RUHSAL BELİRTİLER; Ruhta değişik haller olur

1)Devamlı huzursuzluk- zevk alamama- karamsar olma- çok düşünme- içinden çıkamama halleri- bunalıma girme- unutkanlık- bencillik- bulanık yaşamak gibi

2)Göğüste sıkıntı- ara sıra nefes alamama, nefes almakta güçlük çekme, boğuluyormuş gibi olma- kalbin sıkışması ve kırız anı yaşamak

3)Her an hastalanacak gibi hissetmek vücudunda bir ağrı dolaşıyormuş gibi huzursuz olarak yakınmak – hızlı hızlı harekete geçerek kendini yormak.

4)Banyoya girdiğinde çok çabuk çıkma hissi, sabunlanırken izleniyormuş gibi zannetme, banyoya çok zor girme- korkma- yıkanamama- cenabet gezme duygusuna kapılma ve uygulama halleri meydana gelir. BAZEN;tam tersi olur kendini durmadan cenabet hissi ile durmadan yıkanır- çok uzun süre kalır çıkmak bilmez.

5)özellikle akşam olunca korkma ve sıkıntının gelmesi- geceleri izleniyormuş hissine kapılması- ağlama- tedirginlik yaşayıp gizlenmeye teşebbüs.

6)Akla devamlı kötü fikir gelmesi- yüksek yerden atlama- ölüm korkusu- birine saldırma ve vurma- cinsel sapıklık- soyunma- elini yüzünü yırtma ve zarar verme hissi- sağa sola çok bakınarak bağırma hissi ve uygulamar.

7)Kendi kendine içinden konuşmalar, bazen dışardan geliyormuş gibi hisseder algılayamaz, şaşırmalar yaşar, adı ile seslenirler ama görünürde kimseler olmaz, bazende karşısında biri çağırıyormuş gibi olur, böyle hallerde cin içeridedir kendini dışarda gösterir huzursuzluk verir.

8)cinler musallat olduklarına tuvalette uzun kalma hissini verir ve gerşekleştirirde, pis ve virane yerler onların en rahat alanlarıdır çünkü ALLAH zikredilmediğinden.

9)Evinde- işyerinde- camide- gezerken- veya her hangi bir yerde sıkılırlar hemen yer değiştirmeye bakarlar veyada buralarda eşyalar değişiyormuş hissederler.

10)Abdest alamaz- namaz kılamaz- kuran okuyamaz- ezan dinle yemez- kuran okurken yazılar kayar ve sıkılır- dini hiç bir görevini yapamaz- dini vecibelere küfüre yeltenir ve uygulamayada geçebilir.

11)Kutsal yerlere gidemez; cami, türbe, kabe, mescit gibi veya ensevdiği yerlere gidememe halleri.

12)Özür ve hata hallerini kabul edememe meydana gelir huysuz olduğunu bilemez haklıyım sanar, etrafa taşkınlık yaparlar şaka yapıyorum güzel bir eylem olarak görürler.

13)Devamlı insanlardan kaçarlar zarar gelecek sanırlar yanlız kalma ister, karanlık yere saklanırlar, kalp kırma ve üzmeyi sevme haline gelirler, kırıcı söz söylerler, laf dinleme olayı biter hep kendi dediği olacak haller başlar.

14)Her an kötü şeyler olacakmış gibi davranırlar- içlerine kaza hissi gelir- tedirgin yaşarlar, tesiratı altına girerek bunalırlar.

15)Aklını kaybetme ve çıldırma korkusu yaşarlar her an ölecekmiş gibi hissederler, panik yapar düşünceleri bozarlar.

16)Kendine güveni gider- insanlar ve ailem beni sevmiyor hissine kapılırlar, aile yapısında soğumalar ve evden kaçmalar meydana gelir.

17)En tehlikeli durumdur; sebepsiz yere ağlama hissi gelir ya oturur durduk yere şiddetli bir vaziyette ağlar yada ağlayamaz donar kalır.

18)Sürekli dalgın- yorgun- halsiz ve hayattan bıkma hali olup esareti altına girerek kendini kötü hissederler, bir şey kazanamadığını zanneder.

19)Duygularında süreklilik olmaması, birini ani sevme veya sevmeme kararı, karşısındakini kötü- günahkar- kirli- pis ahlaklı hissetmesi, kalp kırıcı hareketlerde bulunup sonra pişman olması, durmadan insanlardan özür dilemesi halleri bulunur ve sıkıntısına düşer.

20)Eşlerin birden bir birlerini istememesi, ani kararlar alıp boşanmaları, tiksinmeler meydana gelmesi, eş yatakta arkasını dönünce aldatıyor hissine yakalanması- rüyada görüp gerçek oldu sanması- gözlerini kapadığında korkması- eşlerin bir birini öldürmek istemesi hissidir.

21)Bazen gözlerini kapadığında göz belirmesi, bir şeylerin uçması, ışık görmesi, kayıp kaybolan karaltılar, mekan ve belirli yerler görmek, yada resmen suret görmesi görüntü alması halleri olur.

22)Kendinde gizli güçlerin olduğunu düşünmesi ve kendine zarar verildiğinde öldürüleceğini hissetmek, kendisini güzel ahlaka sevkediyor diye yaşantı değiştirmeler, fazla ibadete yönelerek boş zaman geçirmek fazladan zikir çekerek güç kazanmak hissi olur.

23)Fazla ibadet haline geçip kendi kendine konuşma, kendini evliya sanma, hayvanlarla konuşma durumu, cinler kendilerini melek gibi gösterip ermişsin süsü verirler, peygambersin deyip şirke sürüklerler, hoca zannettirip durmadan okuttururlar, çok tehlikeli durumdur kafayı bozar delirirler.

24)Yaşanılan olayı daha önce olmuş yaşamış gibi hissederler, korku ve telaşaya düşerler, yaşamıyor hissediyor tekrar yapıyor zannederler.

25)Kişi kendini daha önceleri yaşadığını anımsar eskileri hatırlar hale gelerek hiç bir şey düşünemez.

26)Takıntı halleri çoğalır insan durmadan ellerini yıkar- üstünü düzeltir- burnuna el vurur- gözlerini açar kapatır- aşırı temizlik duygusu- kendini kirli ve pis hissetmeler olur.

27)Fiziksel ve ruhsal atakları ikisini birden yapması; ellerini kollarını sallayarak boğuluyormuş gibi bağırma veya kaçma gibi haller.

28)Resulullah efendimizi duyunca halinin değişmesi veya bir güzel zatı duyunca çeşitli hareketlerde bulunarak korkma ve hakaretler veyada tam tersine ağlama – çok sevme hali gibi görünme gibi aldatmalar yaşamak.

29)Cenabet gezmek veya boy abdesti alma hallerinde abdestsiz dini vecibeleri uygulama girişimleri olur.

30)Genelde cinlerle irtibata girib güçlendiğini zannetme duyguları baş gösterir, arkadaşlık kurmak için girişimlerde bulunur, fazla zikir çekerek- çıplak kuran okuyarak ve ters işler yaparak güçlendiğini sanar, BUNLAR RUHSAL BUNALIMLARDIR.Çok dikkat etmeliyiz.

UYKUDA OLMA VE METAFİZİK BELİRTİLER

1)Uykusuzluk çekme; hiç yoktan uyuyamaz yatakta sağa sola döner- oflar-ağlar- korkar-titrer- uykuya dalamaz daralır yatar, sıçramalar olur – durmadan uyanır.

2)Derin uykuya dalma; uykuya geçince etrafından hiç haberi olmaz,aynı bir ölü yatıyormuş gibi bir hal alır, uyandığında hiç uyumamış gibidir.

3)Yorgun yatılır yorgun kalkılır, bazende yataktan hiç çıkmak istemez, yatağa yattığı zamanda sanki her tarafı kırılıyormuş gibi hisseder.

4)Geceleri uykusu kaçar, bu olay ara sıra olur, daha sonra sıklaşır ve uyuyamaz hale gelir,bazende sanki gözünü yumunca kabus görecekmiş – ölecekmiş- görüntü alacakmış gibi olur.

5)Uykuya düşkünlük; hiç uyumak istemese bile uyur, bunun sebebi tebelleş halindeki olan cin uyku halindeki insanın manyetik alanından çok faydalanır, heleki okuyup ALLAHA sığınmadan yatıp uyuyanlar.

6)Uykuda dişleri sıkmak kalkınca çenesi ve dişleri ağrıyanlar, offff diye ızdırap çekenler sayıklayan lar- ağlayanlar- korkarak bağırarak uyananlar ve geri uyumak istemeyenler.

7)İstemediği olayları sık sık rüyasında görmek ve sıkıntısında kalmalar, mesela birinin ölümünü görme, kaza geçirdiğini görme, geçmişe ait olaylar ve hatalarını görme.

8)Kötü rahatsızlık verici rüyalar görmek, gördüklerinden korkmak- ölü- mezarlık- parçalanmak- kanlı vücut- çamurlu ırmak- parça ve kanlı et yağdığını görme gibi haller.

9)Rüyada durmadan hayvanların saldırması- kötü simalar görmesi- köpek yılan ısırmaları ve uyanınca acı ile mor safhalar olması. 10)Uyku halinde iken fazla uzun veya kısa boylu kimseler ve siyah yüzlü simalar görmek halleri olur.

11)Rüyada sık sık cinsel ilişkiye girmek sabah kalktığında gusul abdesti alma ihtiyacı duymak ve uygulamak.

12)Rüyada tanımadığı sima ve kişilerle konuşmak ve bunlardan öğüt ile telkin almak.

13)Yatar vaziyette evin içinde uyur gezmek, çağrılan yere gitmeye teşebbüs etmek.

14)uyku halinde iken göğsünün üzerine ağırlık oturması sıkıntı duymak,yataktan kaçar gibi hal alması, üzerinden yorganı atmak,soyunup yatmak,aşırı terlemek, bağırmak ve yer değiştirerek yatmak

15)Kötü bir rüya sonucu kalkamamak, elini ve kolunu kaldıramamak,öylece donup yata kalmak, uyuşuk vaziyette hiç hareket edememek.

16)Rüyasında hep düşüyormuş gibi olmak, karanlık yerde kalmak, bağırarak sesini duyuramamak, boğuluyormuş hissine kapılmak, ızdırabı dinmeyen acı çeker hallere girmek.

17)Rüyasında kan gölünde- denizde-mezarlıkta- harabe yerlerde- pislik olan yerlerde gezmek, gördüklerinden korkup tesirinde kalmak.

18)Uyku halinde iken korkar ve okumaya başlar,ya okuyamaz içini karamsarlık sarar yada okuduğundan kendi korkar ve şüphe duyar.

19)Rüyada alçak yerlerden veya yüksek yerlerden düşme olayını çok yaşar uyanınca başı döner, kendini tuhaf hisseder içini korku sarar.

20)Rüyasının tesirinde kalır gördüğü rüyayı gerçek sanır işleme kalkar, kocası aldatıyor, karısı kaçıyor gibi vesveseler, adam öldürme gibi hissiyatlar yaşar, uyandığı zaman böyle insanları titreme tutar, sesinde kısıklık olur, konuşurken korkarak tereddüt ederek konuşur, kesik kesik şaşırmalar yaşar ve hayatta pocalar yatar, şaşkın bir ördek gibi hayatını geçirme hali alır.

21)Sinirli bir vaziyette uyumaya dalar ve uyanınca gözünün içinde kızarmalar aşırı derecede kendini gösterir, uyuşukluk yaşar, uyartılmayı hiç sevmezler huysuzluk yaparlar.

22)Çoğu insan yataktan kalmak istemez,yatakta döner yatar,orası burası ile oynar,hoş almaya bakar,hep zevk arar.

23)Evde durmadan biri ile kavga eder, cinini atar zıtlaşır ve o kişi ile hiç bir şeyini paylaşamaz kıskanır ve dalaşır.

24)İnatlaşma çok fazla baş gösterir, okumaz, çalışmaz- dinlemez- uyumaz-iddiaya girer- bencilleşir- dayanır ve direnir.

25)Başını ellerinin arasına alır çok düşünme safhasına geçer ve düşüncelerinden daralır kaçma halleri tutar yatmaktan korkar yatak kendine sanki mezar olur.

26)Çok düşünme ve dalıp gitme kendi kendine konuşma halleri olur, evden kaçmayı, canına kıymayı, bir başkasına zarar vermeyi düşünür arada sırada midesi bulanır engel olamaz.

27)Namaz kılan cinli namazı hızlı hızlı kılar, yada tamamen terk eder, namaz mevzu konuşulurken vaziyeti değişir sıkılır, üzerine gelen sıkıntıdan mekan değiştirir.

28)Muska takarlar boyunlarına içindeki ne yazılı olduğunu bilmediği halde güvenirler,muska her zaman tesir göstermez, her muskada cinlere tesir etmez. çoğu zaman cinli insan boğuluyorum daralıyorum hissi ile boynundan muskasını çıkarır atar, çoğu muska cini susturur ve tehlikeli hale getirir,cinin susması insanın içine tam teşkilatlı sinmesine sebep olur ve rahatsızlıklar çoğalır, sinsilik güden cinli senin muskan koruman var telkinleri ile kandırma safhasına geçerek rahatlıkla insan ile istediğini yapar ve emellerine kavuşur, insan ile evlilik bile yapar, istila ederek ele geçirir.

29)Cinlerde mantıksal bütünlük yoktur, çok zekalı olurlar ama akıl az ve sınırlıdır, bazılarında aynı insan gibi hiç akıl yoktur yani deli gibidirler, düşünme olanakları çok azdır bu yüzden hareketleri her an kontrol dışıdır.Apansızca düşünme hisleri zayıf olduğu için nefsani duygulara engel olamazlar ve öleceklerini bildikleri halde insanlara musallat olurlar.

30)Cinlerde büyüklük duygusu çok fazladır o yüzden her an hataya düşerler ve imansızlığa kapılırlar, vücuda giren cinin dini islam olamaz, ya başka dine mensuptur veya kafirdir.

31)Sürekli tekrar vardır,hep saçmalama içerisinde yaşarlar, kontrol makanizması yoktur ve çok kıskanç olup saldırganlık yapabilirler.mesela vücuda giren feriştah kıskançlığında kadının kocasına ordusundan veya akrabasından birilerini tebelleş ederek hayatını felç eder.düzenini bozarak kadını elde etmeye çalışır, emeline kavuşunca kadınla cinsel ilişkiye girer, kocası kadınına yaklaşamaz.

32)Uykuya yatmadan önce felak ve nas sureleri okunup vücud sıvazlanmalıdır.uyku halindeki insanın manyetik alanı çok boşluktadır, istediği vaziyette ve uyguladığı planlarda cinler emellerinde çok büyük bir başarı sağlayabilir, temkinli ve dikkatlı olmak gerekir, okuma işlemlerini devamlı ve büyük bir özenle uygulamalıyız, yoksa her an esaretleri altına girmekle tehlikedeyiz.

33)BU GÜN İNSANLARINDA ŞU KANAAT HAKİMDİR;bir insan kuran okumaya yada dua etmeye tesbihata başladığı zaman cinler ve şeytanlar o insandan gider derhal uzaklaşır, sihir-büyü-muska gibi v.s hastalıklar iyleşir.FAKAT; durum hiç öyle değildir. TAM TERSİDİR; cinlerin vücuda girmesinden sonra okunan her ayeti kerime hastaya tehlike arz eder.Öncelikle bir alim tarafından bedendeki cinler yakılacak ve daha sonra kuranın nuru ile vücud tedavi edilecek.

34)Cinlerin ve makamı yüksek olan haşmetli cinlerin büyüğü ŞEYTANIN en büyük iki tane emelleri vardır;

a-)insanı her türlü ibadet ve itaattan alıkoymak
b-)ibadet ve itaata başlayanları bundan vazgeçirmek. !!! insan evradü ezkara yada kuran okumaya başladığı zaman sanıldığı gibi cinler o insanı terk edip kaçmazlar, bilakis dört koldan şiddetle saldırıya geçerler ki o insan ibadeti bıraksın, her an tehlikedeyiz çünkü ibadet etmeyenle cinlerin işi fazla olmaz zaten onu istila etmiştir.

35)Yukarda ki kanıdan yola çıkan insan bir tasalluta vuku bulduğu vakit tedaviye baş vurunca hemen iyi olacaklarını zannederler, eğer bir kaç gün içerisinde netice alamazlarsa BU HOCADA iş yok deyip kapı kapı gezmeye başlarlar, bu böyle devam edip gider ve sonuçta malesef hiç bir netice ile sonuç alamazlar.
Devamını Oku »

İstiane Namazı

TÜM HAKSIZLIKLARA KARŞI (MAHKEME,HAK TALEP ETME)
BİZ ÇOK DENEDİK HEP OLUMLU SONUÇ ALDIK ELHAMDÜLİLLAH..
BU NAMAZI BİR YERE NOT EDİN..MUTLAKA BİR GÜN LAZIM OLUR..
NİYET:İşimin hayırla lehime sonuçlanması için Allah rızası için namaz kılmaya niyet ettim..

2 rekat olarak kılınır. 1. Rekatta fatiha 3 ayetel kürsi. 2. Rekatta fatiha ve 3 ihlası şerif okunur. Selam verilerek dua yapılır.
51 BESMELE 7 FATİHA 11 ALAK SURESİ OKUNUR.
SONRA DEVAMLI EL MÜTEALİ EL MUKADDİM OKUNACAK..
MAHKEMEDE HAKİMİN YÜZÜNE DOĞRU ÜFLENECEK.

islam
Devamını Oku »

ABDESTLİ OLMANIN FAZİLETLERİ VE SEVAPLARI

(Abdestli bulunan oruç tutan gibidir.) [Deylemi]
(Abdest alanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [Taberani]
(Can alıcı melek gelince, abdestli olan, şehidlik mertebesine kavuşur.) [Taberani]
(Bir mümin, abdest için yüzünü yıkayınca, gözü ile işlediği günahların hepsi su ile birlikte dökülür. Ellerini yıkayınca, elleriyle işlediği günahlar, suyun son damlası ile dökülür. Ayaklarını yıkayınca, ayakları ile işlediği günahlar, su ile dökülür. Böylece bütün [küçük] günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim]
(Abdest için yüzünü yıkayınca günahların kirpiklerinden dökülür. Ellerini yıkayınca el tırnaklarından, başını meshedince başından, ayaklarını yıkayınca ayak tırnaklarından günahların dökülür. Namazın sevabı yanına kalır.) [Ramuz]
[Abdest alanın bütün küçük günahları affolur. Büyük günahlar, insan ve hayvan hakları bu aftan müstesnadır. Hak sahibi, [ister Müslüman, ister kâfir, ister hayvan olsun], hak [kendisine veya vârislerine] ödenmedikçe, günah af olunmaz. Nafile ibadetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.] (İ.Ahlakı)
Namaz kıldıktan sonra tekrar abdest almak sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Abdestli iken abdest alana on sevap verilir.) [İbni Mace]
(Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.) [İ.Gazali]
(Meşakkat olmasaydı, her namaz için abdest almayı emrederdim.) [İ.Gazali]
(Abdestini tazeleyenin imanı tazelenmiş [parlamış] olur.) [İ.Gazali]
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Abdesti bozulunca abdest almayan bana cefa etmiş olur. Abdest alıp da, iki rekat namaz kılmayan da bana cefa etmiş olur. İki rekat namaz kılıp da benden bir ihtiyacını istemezse yine bana cefa etmiş olur. Abdest alıp, iki rekat namaz kıldıktan sonra dua edenin duasını kabul etmezsem ben de ona cefa etmiş olurum. Halbuki ben cefa etmem.) [Şir’a]
(Abdest alınan suyun artanından içmek 70 türlü derde devadır. Bunun en aşağısı hem [sıkıntı, keder]dir.) [Deylemi]
(Abdestten sonra "Kadir" suresini okuyanın elli yıllık günahı affolur.) [Halebi]
(Abdestten sonra "Kadir" suresini okuyan sıddıklardan, 2 defa okuyan şehidlerden yazılır. 3 defa okuyan, Peygamberlerle haşrolur.) [Deylemi]
(Abdest alıp, iki rekat namaz kılan, Cennete girmeye layık olur.) [Halebi]
(Abdest alıp, 2 rekat namaz kılanın günahları affolur.) [Buhari]
(Güzelce abdest alanın, iki namaz [kılacağı namaz ile gelecek namaz vakti] arasındaki günahlarının hepsi affolur.) [Buhari]
(Abdestten sonra, on defa salevat-ı şerife getirenin gamı gider, duası kabul olur.) [Ey Oğul İlmihali]
(Ancak [kâmil] mümin, devamlı abdestli durabilir.) [İbni Mace]
Abdestli olmaya devam edene, Allahü teâlâ şunları ihsan eder:
1- Melekler onun yanından ayrılmaz.
2- Devamlı sevap yazarlar.
3- Bütün azaları tesbih eder.
4- Uyuyunca melekler, insan ve cin şerrinden korur.
5- Sekerat-ı mevti kolaylaşır.
6- Abdestli iken Allahü teâlânın emanında olur.
7- İftitah tekbirini kaçırmaz.
Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama buyurdu ki:
(Ya Musa, sana bir musibet gelince abdestsiz isen, kusuru kendinde bul!) [Şir’a]

Evliya-i kiram, her zaman abdestli durabilmek için, az yiyip az içerlerdi. İmam-ı Malik hazretleri, üç günde bir yemek yerdi. Sebebi sorulunca, (Allahü teâlânın huzurunda sık sık helaya gidip gelmekten utanıyorum) buyurdu. (Envar-ül-Kudsiyye)
Yatağa abdestli girmenin fazileti de büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kim, yatağa abdestli yatarsa, o gece bir melek sabaha kadar "Ya Rabbi bu kulunu affet!" diye dua eder.) [Hakim]
(Abdestli yatıp Allahü teâlâyı anarak uyuyan, uyanana kadar namazda sayılır. Bir melek onun için ibadet eder. Uyandığı zaman yine Allahü teâlâyı anarsa, o melek, bu kulun affı için Allah’a dua eder.) [İbni Hibban
(Abdestli yatan, gece ibadet eden, gündüz oruç tutan gibidir.) [Deylemi]
(Abdestli yatan, gece vefat ederse şehid olur.) [İbni Sünni]
Salatü Selam-571
Devamını Oku »

Rebiülevvel Ayının Faziletleri İbadetleri Namazları

Bilindiği gibi Rebîu’l-evvel ayı, Ay'ın hareketleri esas alınarak teşekkül ettirilen (oluşturulan) İslamî takvimin aylarından biri, yani Kamerî ayların üçüncüsüdür.

Kamerî aylardan üçü, ‘şehr’ kelimesiyle beraber özel isimdir. Bunlar; Şehr-i Ramazan (Ramazan ayı), Şehr-i Rebîu'l-evvel (Rebîu'l-evvel ayı), Şehr-i Rebîu'l-âhir’dir (Rebîü'l-âhir ayıdır). Şu kadar ki, kolaylık için ‘şehr’ kelimesinin söylenmediği zamanlar da vardır.

Ramazan'dan şehr kelimesinin hazfedilmesinin tenzîhen mekruh olduğu İmam Muhammed'den (rh.) rivayet edilmiş ise de, kötü bir vehme sebep ve karışıklık olmayacak yerlerde kolaylık için sadece ‘Ramazan’ demek mekruh değildir. Nitekim Hadis-i Nebevî'de de, “Her kim inanarak ve mükâfatını Allah'tan bekleyerek Ramazan'da oruç tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır” buyrulmuştur. [Bkz. Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, IV, 201-2002]

Ve yine Ramazan kelimesinde iki görüş vardır:

1- Mücahid'den (rh.) rivayet edildiği üzere Allah'ın isimlerinden bir isimdir. Ramazan ayı demek ‘Allah'ın ayı’ demektir. Bir hadis-i Nebevî olmak üzere şöyle rivayet edilmiştir: “Ramazan geldi, Ramazan gitti, demeyiniz. Ramazan ayı geldi, Ramazan ayı gitti, deyiniz. Çünkü Ramazan Allah'ın isimlerinden bir isimdir.” [Bkz. Buhar3i, Sahih, İman, 28, Leyletü’l-Kadr, 1, Sav, 6; Müslim, Sıyâm, 204, Müsâfirûn, 175; İbn Mâce, ikame, 173, Sıyâm, 2, 33; Ebû Davud, Sünen, Ramazan, 57] Bununla beraber Beyhakî (rh.), bu hadise zayıf demiştir.

2- (Ramazan); Receb, Şaban gibi belirli bir ayın ismidir.

Birincisine göre "şehr" dâhil olmak üzere: ‘Ramazan ayı’ terkibinin tamamı bir özel isimdir. İkincisine göre isim yalnız Ramazan olup, ‘Şehru Ramazan’ genel olanın, özel olana izafeti cinsinden bir izafet-i beyâniyedir.

Geri kalan dokuz ayın isimleri: Muharrem, Safer, Cumadelûlâ, Cumadelâhire, Receb, Şaban, Şevval, Zilkade, Zilhıcce, Şehr'siz olarak özel isimdir. Yalnız Receb ayının, Ramazan gibi olduğu da söylenmiştir. [Bkz. Elmalı’lı, Hak Dini Kur’an Dili, Bakara suresi, 185’in tefsiri]

Rebîu’l-evvel ayı adını, Arapça rebî‘ kelimesinden almıştır. Rebî‘ de ‘bahar’ demektir.

Araplar ‘Rebîu'ş-Şuhûr’ ve ‘Rebîu’l-Ezmine’ terkiblerinde iki baharlı bir zaman anlayışına sahiptiler.

Rebîu'ş-Şuhûr, Safer ayını takip eden iki aydır.

Rebîu’l-Ezmine ise, bahar ve güz mevsimlerini ifade etmektedir.

Çiçeklerin açtığı zamana Rebîu’l-evvel, meyvelerin olgunlaştığı zamana da Rebîu's-sânî denilmekteydi.

Araplar, ilk başlangıçta seneyi dört mevsime ayırmış, ilk mevsimi Sayf yani ‘yaz’ kabul etmişler ve ilkbahara tekabül eden (karşılık gelen) dördüncü mevsime de Rebî‘ (bahar) demişlerdir.

Ancak Kamerî ayların -29-30 çekmeleri sebebiyle-, bir senede Şemsî sistemden (Güneş takvimine) on küsûr günlük bir eksikliği olduğu için bu aylar, bazan yaza bazan da kışa denk gelerek sene, 33 (otuz üç) yıl gibi bir zaman zarfında deverân etmekte, yani bir sene fark atmaktadır.

Rebîu’l-evvel’den sonraki Rebîu’l-âhir ayı, eski belgelerde ‘ ر (R) ‘ şeklinde kısaltılarak gösterilmektedir.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), Rebîu’l-evvel ayında dünyaya geldiği için, bu ay, ayların şereflilerindendir. Ekseriyetin kabul ettiği görüşe göre, Fahr-i Kâinat (s.a.v.), bu ayın on ikinci gününde doğmuştur. Doğum vakti, sabaha yakın bir zamandır. Mekke’nin Haşimoğulları mahallesinde, Safâ tepesi yakınında bir evde dünyaya geldi. Bu gün, Mîlâdî takvime göre 20 Nisan 571 tarihine rastlamaktadır. O gün henüz Güneş doğmadan âlem nûr ile doldu. Böylece ilk insan ilk Peygamber atamız Âdem aleyhisselâmdan beri babadan evlâda intikal edegelen nûr asıl sâhibine ulaştı.

Binaenaleyh bu gün, Müslümanlar için günlerin en sevinçlilerindendir, öyle de değerlendirilir. Bundan dolayı, Rasûl-i Zîşân Efendimiz (s.a.v.) için yazılan mevlidler-kasideler ve diğer eserlerde, Rebîu’l-evvel ayının bu günü hususi bir kıymete / özel bir değere sahiptir. Süleyman Çelebi'nin (rahmetullahi aleyh) mevlidinde (Vesîletü’n-Necât) bu tarih şöyle zikredilir:

‘Ol Rebîu'l-evvel ayın nîcesi / On ikinci gîce isneyn (pazartesi) gîcesi’.

Rebîu’l-evvel ayının böylesine azîm ve âlî (çok büyük ve pek yüce) bir hâdisenin tarihi olması sebebiyle Müslümanlar, bu ay içerisinde, bilhassa on ikinci gecesinde nâfile ibadetlerle (tesbih namazı ve hatm-i Enbiyâlarla), salavât-ı şerifelerle (Münciye-Nâriye-Fethiye) ihyâ ederek, hayır-hasenâtlar yaparak, ihtiyaç sahiplerine ikramlarda bulunarak, Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.) manevî hatırasını canlı tutma ve bu gecenin feyzinden-nûrundan istifade ve istifaza yönünde azamî gayreti sarf ederler. [Bkz. Dua ve İbadetler, Fazilet Neşriyat, s. 18; Fazilet Takvimi, 21 Aralık 2015 Pazartesi günü arka yazısı]
Devamını Oku »

ÖLDÜKTEN SONRAKİ DUYULAN SESLER


• Ruh bedenden ayrıldıktan sonra ona gökten üç ses gelir; onlar sırası ile şöyledir:
“Ey insanoğlu!
Dünya mı seni bıraktı, sen mi dünyayı bıraktın?
Dünya mı seni topladı, sen mi dünyayı topladın?
Dünya mı seni öldürdü, sen mi dünyayı öldürdün?”
• Ölen kimse, yıkanacağı yere konduğu zaman da gökten üç ses gelir ki; onlar da sırası ile şöyledir:
“Ey insanoğlu!
Hani nerede güçlü bedenin, şimdi ne kadar da zayıfsın!
Hani nerede güzel konuşman, şimdi ne kadar da suskunsun!
Hani nerede duyan kulakların, şimdi ne kadar da sağırsın!
Bu ses, şu cümle ile bağlanır:
“Hani, seçkin dostların neredeler, ne kadar da yalnız kaldın!”
• Ölen kimse, kefenlendiği zaman da yine gökten üç ses gelir ki onlar sırası ile şöyledir:
“Ey insanoğlu! Eğer Allah’ın rızasına sahip isen, ne mutlu sana. Eğer Allah’ın dargınlığını almışsan, vay haline!
Ey insanoğlu! Eğer yerin cennet ise, ne mutlu sana. Eğer yerin cehennem ise vay haline!
Ey insanoğlu! Uzun bir yolculuğa çıkıyorsun, azığın da yok. Evinden çıkıyorsun, bir daha da oraya dönmeyeceksin. Hem de sonsuza kadar. Dehşetlerle dolu bir eve gidiyorsun.”
• Ölen kimsenin cenazesi taşınmaya alındığı zaman yine gökten üç ses gelir; bu sesler de sırası ile şöyledir:
“Ey insanoğlu!
Eğer amelin hayırsa, ne mutlu sana.
Eğer tevbekâr olmuşsan, ne mutlu sana.
Eğer Allah'a itaatkâr olmuşsan, ne mutlu sana.
• Ölen kimse, cenaze namazı kılınacağı yere konduğu zaman da gökten üç ses gelir, o sesler de sırası ile şöyledir:
“Ey insanoğlu!
Şimdiye kadar işlediğin her işini, şu anda göreceksin.
Eğer işlerin hayır ise, hayır göreceksin.
Eğer amelin şer ise, şer göreceksin.”
• Ölen kimsenin cenazesi kabir ağzına konduğu zaman gökten üç ses daha gelir ki; bu sesler sırası ile şöyledir:
“Ey insanoğlu!
Ömür boyu çalıştın, bu batak için ne hazırladın?
Zengin halinden, bu fakirlik gününe ne taşıdın?
Bu karanlık yer için, nasıl bir aydınlık getirdin?”
• Ölen kimse, kabrine konduktan sonra da yerden üç ses gelir; bu sesler de sırası ile şöyledir:
“Ey insanoğlu!
Sırtımda iken gülüp oynuyordun; şimdi içimde ağlayacaksın.
Sırtımda iken sevinçli idin; şimdi içimde üzüleceksin.
Sırtımda iken konuşuyordun, şimdi suskun olacaksın.”
• Ölen kimseyi insanlar kabrinde yalnız bırakıp gittikten sonra, Yüce Allah şöyle buyuracak:
“Ey kulum, şimdi tek başına yalnız kaldın. Herkes, seni bu kabir karanlığında bırakıp gitti. Halbuki sen onlar için bana karşı gelmiştin!
Bugün ben, sana öyle merhamet edeceğim ki, insanlar buna şaşıracaklar. Çünkü ben sana bir ananın çocuğuna olan şefkatinden daha şefkatliyim.”
KAYNAK《Dekâikü’l-Ahbâr, Dürretü’l-Vaizîn》


Devamını Oku »